'...O
açıdan demokratikleşmeye dair,
evet,
AB süreciyle birlikte yaşanan tartışmaları,
Kürt sorunu etrafında sürdürülen tartışmaları son dönem Türkiye`de geliştirilen bayrak şovenizmi ve milliyetçilik dalgası etrafinda geliştirilen tartışmaları, Kıbrıs ve Ermeni meseleleri,
azınlıklar meselesi gibi konularının yogun tartışılmasının bu süreci etkiledigini düşünüyoruz...'
Eğitim-Sen
Anadilde
Eğitim
Aydın
Yıldırım
03.07.2005,
İsviçre-Zürich
Söyleşi
Türkiye`nin en büyük sendikalarından biri olan,demokratik ve özgürlükçü mücadele tarzı ile alanlarda yer edinen Eğitim-Sen, uzun soluklu mücadelesine bu kez hukuki olarak devam ediyor.
Bir
süre önce, Genel Kurmay Başkanlığı`nın yazılı
bir emri ile, tüzüğünde anadilde eğitimi savundugu gerekçesiyle, hakkında
kapatma davası açılan Eğitim-Sen`in Genel Başkanı Alaaddin
Dinçer, bu kararı maskeli demokrasi olarak nitelerken, demokrasi mücadelelerinin
ısrarla devam edeceğini belirtti.
Sayın
Dinçer, ilk olarak Eğitim-Sen oluşumunu ve örgütlenmesini
anlatabilir misiniz?
Eğitim-.Sen
12 Marttan önce kurulmuş olan TÖS ( Türkiye Öğretmenler
Sendikası) ve daha sonra onun kapatılmasıyla 1970`li yıllarda
oluşturulmuş olan TÖB-DER (Türkiye Öğretmenler Birliği ve
Dayanışma Derneği) olarak örgütlenen oluşumun 1980 sonrası
bir araya gelinmesiyle oluşturulan bir örgütlülüktür.
1980li
yılların sonunda, bu gelenekten, bu kökenden gelenler iki sendikada,
Eğitim-İş ve Eğit-Sen şeklinde, örgütlendiler. Daha
sonra bu iki sendika 1995te birleşerek bugünkü Eğitim-Sen`i oluşturdu.
Sendikamız Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu olan KESK `e bağlı
çalışmaktadır. KESK`e bağlı en büyük sendikadır.
Eğitim-Sen
`in Türkiye genelinde 400 temsilciliği, 25.000 iş yeri örgütlülüğü
,100 `ü aşkın şubesi ve 200 binin üzerinde üyesi bulunmaktadır.
Kamuda
çalışan öğretmen, hizmetli, memur diye tanımladığımız
idari personel ve üniversitelerdeki akademik personel ve çalışanların
örgütlendiği bir sendikadır.
Sendikanız hakkında bir süre ünce kapatma istemiyle dava açıldı.
Daha
çok askeri kesimden gelen emir ve talimatlar doğrultusunda gerçekleşen
bu girişimin başlangıç sürecini anlatabilir misiniz?
TÖB-DER`den
bu yana sendikamızın tüzüğünde, anadilde eğitim hakkı,
anadilde öğrenim hakkı yer alıyordu zaten. Eğitim-Sen bir Eğit-Bilim
örgütü ve bu olaya evrensel bir olgu olarak bakıyor. Yine temel evrensel
insan hakları özgürlükleri kapsamında ele alıyor ve yıllardır
da tüzüğünde bu pedagojik
olguyu savunuyor. Bu dava konusu olmadan önce de tüzüğümüz de yer alıyordu
bu madde. Bizler bununla ilgili yaptığımız çeşitli
faaliyetlerden dolayı yargılanmış ancak tümünden aklanarak
beraat etmiştik. Ancak son 2 yıldır Türkiye`de kamu alanının
düzenlenmesine ilişkin yasaların çıkmasıyla birlikte
sendikalardan tüzüklerini, işleyişlerini, hukuklarını ,örgütlenme
yapılarını bu yasalara uygun hale getirmeleri istendi. Bu yasaların
yürürlüğe girdiği 2001-2002 yıllarında bu yana devlet aslında
tüzüğümüzün bu maddesiyle uğraşmaktadır. Ancak daha önceki
süreçlerde açılmış olan soruşturmalara takipsizlik kararı
verilmiş, Çalışma Bakanlığı tüzüğümüzün
yasaya uygun olduğunu belirtmişti bize.
O
konularla ilgili yeterli olmamakla birlikte
farklı dil ve lehçelerin öğrenilmesiyle ilgili yasal düzenlemeler,
radyo ve özel okullardan bu eğitimin alınabileceği, yayın
yapılabileceği ile ilgili bir yasa çıkarıldı. Uyum
yasaları, demokratikleşme yasaları
çıkarılıyor, dolayısıyla bu sorun da ortadan
kalkmıştır şeklinde düşündüğümüz bir
zamanda bir de baktık ki , Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı
tarafından, hakkımızda kapatma davası açılmış.
Dava
dosyasına bakmaya gittiğimizde davanın açılmadığı,
tüzükten bu maddenin çıkarılmasını isteyen kurumun Genel
Kurmay Başkanlığı olduğunu, bir yazıyla bu uyari
emrinin oradan verildiğini öğrendik.
Ve
o gün bu gündür, yaklaşık 1 yıldır bu yargılama süreci
çeşitli aşamalardan gecerek bu günlere geldi. Yerel
mahkeme kapatmamakta ısrarla direndi. Tüzükte yer alan bu maddenin düşünce
ve örgütlenme özgürlüğü kapsamında, ifade özgürlüğü
kapsamında ele alınan, değerlendirilen, uluslararası hukuk
normlarıyla da bu bağlamda ilişkilendirilmesi gereken bir konu
olmasi gerekir şeklinde israrcı
olmasına rağmen Yargıtay Genel Kurulu hararetle bu maddeyle
ilgili karşı tutumunu sürüdürdü. En son Yargıtay Hukuk
Genel Kurulu esastan yerel mahkemenin kararını bozdu. Şimde
yeniden Yargitay`dan yerel
mahkemeye dosya gidecek ve yerel mahkeme bize bir duruşma günü verecek.
Eğer
bu duruşma gününe kadar söz konusu edilen maddeyle ilgili Eğitim-Sen
örgütü herhangi bir yeni düzenleme ve degişiklik yapmazsa ya da yeni
bir sendika kurarak o sendikaya katılımı gerçekleştirmezse
mevcut durumda yerel mahkemenin Eğitim-Sen`i kapatmasından başka
seceneği kalmayacaktir. Kapatma davasının asıl tamamlanma süreci
o dönemde olacaktır.
Verilen
bu karara yönelik ne tür girişimlerde bulundunuz?
AHIM`e
başvuruda bulunduk. Dosyamıza öncelik verildigini öğrendik,
acil görüşülecek dosyalar arasında yer alıyor dosyamız.
Bir yandan hukuk mücadelesi sürerken öte yandan sendikamızın en yüksek
karar organı olan Genel Kurulumuzu toplayıp orada da kendimize bir yol
haritası çizeceğiz.
Yargıtay
Hukuk Genel Kurulunun kararı ne anlama geliyor sizce?
Bu
şu anlama geliyor, artık Türkiye`de mevcut anayasa ve yasalar ortada
durdukca hicbir örgüt, kurum, dernek, sendika, parti tüzüklerine böyle bir
madde yazamazlar, yazarlarsa kapatma nedeni sayılacak.
Avrupa
Briligi sürecind
Aslında
Türkiyedeki demokrasinin ne kadar maskeli bir demokrasi olduğunun ve vesayet
altında olduğunun anlaşılması açısından bu
yazı anlamlıdır. .Zaten adil bir yargılama süreci olmadığı
iddiamızı bu yazı kanıtlıyor.Yargıtay Hukuk Genel
Kurulu`nda duruşmaya giren yargıçların 45inin oybirliği ile
verilmiş bir karar bu. Düşünebiliyor musunuz, bir mahkeme heyetinde
45 yargıç var ve tümü de oybirliği ile yerel mahkemenin kararını
bozma yönünde görüş birligi ortaya koyuyor. Bu tamamen Genel Kurmay`in
gönderdiği yazı ile ilgili. Askerin bir tek emri, bir tek yazısı
hukuğun üzerinde sayılıyor.
O
açıdan demokratikleşmeye dair, evet, AB süreciyle birlikte yaşanan
tartışmaları, Kürt sorunu etrafında sürdürülen tartışmaları
son dönem Türkiye`de geliştirilen bayrak şovenizmi ve milliyetçilik
dalgası etrafinda geliştirilen tartışmaları, Kıbrıs
ve Ermeni meseleleri, azınlıklar meselesi gibi konularının
yogun tartışılmasının bu süreci etkiledigini düşünüyoruz.
Hukuk Kurulu bizimle ilgili kararını verirken bilimsel bir
perspektiften değil, genel ulusal hassasiyetler perspektifinden verdiğini
düşünüyoruz. Bozma kararı bize göre toplumdaki AB yanlıları
ve karşıtları perpektifinden bakılarak verildi. Böyle bir
ayrışmanın, kamplaşmanın Türkiye`de giderek her geçen
gün daha etkin olduğunu ifade etmek istiyorum. Sürece hala damgasını
vuran kesimlerin, özellikle şahinler diye bilinen ve devlet içerisinde örgütlendirilmiş
asker-sivil-bürokratlardan oluşan kesimlerin olduğunu düşünüyoruz.
Yurt
dışı ve içinden bu karara yönelik ne tür tepkiler gelişti?
Yurtdışından
çok ciddi destekler var, özellikle eğitim örgütlerinden. Egtim-Sen eğitim
enternasyonalinin üyesi olan bir sendikadır. O bakımdan biz dünyanın
dört bir yanından destek aliyoruz. Özellikle Avrupa`daki pek çok sol
parti ve yapılanmanın destekleri söz konusu.
Türkiye
de ise muhalif kesimler şu anda bizimle birlikte hareket ediyor. 1 yıla
yakındır Türkiye`de cok büyük kitlesel eylemler gercekleştirdik.
Bu eylemler halen devam ediyor.
Kapatma
davasına ilişkin ne tür eylemleriniz oldu?
Eylemlerinizde
daha cok neyi önplana çıkardınız?
Eylemlerimizi
örgütlenme özgürlüğü ve demokratikleşme eksenine taşıdık.
toplumun örgütlenmesi, Türkiye`nin demokratikleşmesi gerektiği
konuları üzerine odaklandık. Demokrasinin gelişmesi, yaratılmasi,
örgütlenmenin yaygınlaştırılması ve geliştirilmesiyle
gerçekleşir vurgusunu yapıyoruz. Türkiye ancak bu şekilde
demokratikleşebilir, demokrasinin önündeki engelleri ortadan kaldırabilir.
Toplum örgütsüz olduğu sürece, demokrasi hep birilerinin çay kasığıyla
verdigi kadarıyla, toplumun yetinecegi bir noktaya gidecektir. Eğer
demokrasi istiyorsak bunu kendimizi örgütleyerek, mücadele ederek elde
edebiliriz.
Bu düşünceden hareketle, örgütlü toplum, demokratik Türkiye, insanca bir yaşam istiyoruz Türkiye`de sloganıyla mücadelemize devam edecegiz.