Katılım - 1
|
|
...Bu yeni sivil toplum hareketi, siyasileşemeyen, terörize edilemeyen, sokağa hapis edilemeyen bir sivil toplum olmalı ve bugün yüklenen anlamından öteye bir anlam ve görev yüklenmeli... |
|
Şakir Tutal 08.12.2006
|
| Yakın zamanda Kurdistan`ın
Kuzeyinde ulusal istemleri seslendirmek isteyen ve bu istemlerde
diretebilen demokratik açıklığı yeniden
örgütlenmeyi başlatan eski DDKD`liler olarak
zorluklarımız ortadadır. Belki zamanımızı
en çok harcayacağımız konuların başında,
en geniş birlik çalışmaları, çalışmaların
alacağı şekil, siyasal sistem, sistemin tüzük ve
programlarıdır. Aynı zamanda, oluşturulan geçici
meclisin örgütsel anlamda, nasıl bir rol oynayacağı
konusunda önemli gündem maddelerin başında gelecektir .
Diğer konular zamanla netlik kazanacak ama, ben oluşan meclise dikkat çekmek istiyorum. Meclisin başlangıçta çalışmalara önemli katkılar sağlayabilir. Kurdistan`ın Kuzeyinde oluşturulmaya çalışan siyasal sistemde bir ilk olabilir. Elbette Kürdler çok defa meclis kurmuşlardır ve pek çok kez hatta gereğinden fazla da siyasal partiler oluşturmuşlardır. Ama bu meclisi, kendimizi yönetebilme alanı haline getirmesi bakımından önemlidir. Getirme yeteneğini gösterebilirsek farklı olacağına inanıyorum. Değiştirilmesi gereken siyaset, sisteminin kendisidir. Değiştirilmesi gereken araç ve yöntemlerin kökten yenilenmesidir. Ekonomik, sosyal ve yeni siyasal örgütlenmeyi esas alan modern bir örgütlenme tarzının yakalanmasıdır. Eski örgütlenme tarzında ısrar etmeden modern araçları ve tarzı yakalamak gereklidir. Elbette ideolojik-politik yanımızda olacak ama hiçbir ideolojinin Kurdistanın ulusal bağımsızlığından daha önemli olmadığını, Kürd halkının ulusal çıkarlarının her şeyin özerinde olduğunu bilen bir ideoloji ve politika olmalıdır. Hemen açık ve legal bir partiye yönelmek mevcut partilerden çok fazla bir ayrıntı getireceği kanısında değilim. Yada bu aşamada illegal bir parti oluşturmaya çalışmak, var olan illegal parti enflasyon yüzdesini biraz daha artırmaktan başka bir işe yarayacağına da inanmıyorum. Bildiğiniz gibi yakın çağ tarihimizde, mücadele araçlarının başına partileşmeyi koymuştuk ve partinin her şeyi yapabileceğine inanmış, öylede davranmıştık. Ulusal kurtuluşun en önemli örgütlenme biçimini büyük ölçüde partileşme olarak anlamıştık ve bu konuda yoğunlaştık, hatta ısrarcı olduk. Belki de kendi döneminde bunun bir izahı da vardı. Tüm denemelerimizin ve başkaldırılarımızın büyük çoğunluğu kurulan partilerimizin öncülüğünde gerçekleşmişti -halen aynı durum sürmekte-. Uluslararası konjukturel dönemin başarılarını saymasak kazanım hanemizde bir şey bulmak çok zordur. Çoğu zaman parti programları bizim ulusal gerçekliğimizin dışındaki hedeflere yönelmiş, bazen de dünya teorik dengesinde bir yerlere ağırlık kazandıracak ideallerde bulunmuştuk. Ben, Kürd halkı siyasal kurumlarını oluşturmasın demiyorum. Elbette Kürdler kendi siyasal partilerini kurmalıdır. Benim ısrarım, aynı tarz ve yöntemlerin kullanılmamasıdır ve boşuna alan işgaline girmemeliyiz. Şu andaki siyasal kargaşa ve karışıklık yüzeysel değil çok dipten gelen, her yanıyla karışıklık ve kaostur. Derinleşmesine tartışmak ve yapılabilir yöntemi araştırıp bulmalıyız. Yeniden hata yapmak, başa dönmek zaman öldürmekten başka bir şey değil. Bunu yapabiliriz, ulus olarak o enerjimiz, potansiyelimiz var. Bu halk halen yüzlerce partiyi bağrında beslemektedir. On binlerce siyasi çalışanı var, binlerce yayını, derneği, kitle iletişim araçları var. Ve en az yedi-sekiz tv kanalını finanse etmektedir. Kurdistan`ın hemen her köşesinde Kürd kanı akmaktadır. Ama nerdeyse Kürdlerin sesi uluslararası arenada duyulmuyor. Demek ki, ulus olarak bir yerlerde yanlış yapmaktayız, yolunda gitmeyen bir şeyler var. Mevcut durum gerçek gücümüzü göstermiyor. Daha iyisini, fazlasını yapabiliriz. Bu kaynakları doğru kullanabiliriz. Böylece zaman ve enerjimizi boşa harcanmamış oluruz. Dünyada siyaset yeniden oluşuyor. Coğrafyamızda temel taşlar yeniden düzenleniyor. Sürece dahil olmak, onu ulusal kurtuluşumuzun bir parçası haline getirmek, sürecin içinde var olmak çok önemlidir. Yanı başımızdaki gelişmelere ulus olarak yeterince müdahale ettiğimizin kanısında değilim. Hatta büyük ölçüde sürecin yavaş yavaş dışına itiliyoruz. Bunun işaretleri var ve elimizi çabuk tutmak zorundayız. Bir şey yapılmak isteniyorsa ve eğer ihtiyaçtan doğuyorsa başka bir anlamı vardır. Yok eğer zorunlu ise anlam başkadır. Eğer hem zorunlu hem de ihtiyaçtan doğuyorsa o zaman hemen ve acil olarak adım atılması gerekir. Eski DDKD`lilerin bir araya yeniden gelmenin çok önemli noktalardan kaynaklandığını yorumluyorum. Ve bir daha diyorum, halk arasında eski DDKD`lilerin konuşulması ve hatta zaman zaman varlıklarının sorulması nedenlerinden birini de bu önemli noktaların halen çözülmemiş olmasına bağlıyorum. DEFACTO MECLISE DOĞRU? Bu başlığı bakıp çeşitli sosyolojik anlamları yükleyebiliriz. Bu meclis, Kürd halkının toplum olarak yeniden örgütlenmesi olarak anlıyorum. Bu meclis, Kürd halkının yeniden üretime dönmesi olarak anlıyorum. Bu meclis, Kürd halkının kurumları ile uluslararası nitelik kazanacağını umuyorum. Böyle bir çalışma bir kaç yılımızı alacaktır ama bizi yöneten hem de seçilmişlerden oluşan bir DEFACTO meclis olacaktır. De Facto ve De Jure sıkça bir arada kullanılan deyimlerdir. Bilindiği gibi tüm tanınma işlemleri hukuki işlem niteliğindedir. Ancak uluslararası uygulamaya bakıldığında iki çeşit tanımayla karşılaşırız. Bunlar de facto ve de jure tanıma olarak biliniyor. De facto tanınma geçicidir ve hiç bir açık ön çalışması olmadan kapıya dayanma şeklidir, geriye alınabilir ve etkileri görece sınırlı bir tanıma şekli olarak karşımıza çıkabilir. Aslında devletler erken bir tanımayı önlemek amacıyla, de facto tanımını kullanır.Örneğin 1920 yılında, Kafkasya`da ki devletler için bu tanım kullanılmıştı. Sonradan Bolşeviklerin zaferi üzerine bu tanımalar geri alınmıştı. Günümüzde bu tanım şekli artık bir çok alanda kullanılmaktadır. Tanınmak ve uluslararası planda tanınma, hukuk da dahil olmak çok önemlidir. Ama aslında tanıma bir niyet sorunudur, şeklin özel bir önemi yoktur. Açık yada üstü kapalı olarak yapılabilir. Açık tanıma (De Jure) konusunda fazla bir sorun bulunmamakla beraber, üstü kapalı tanıma ispat bakımından zorluklar barındırmaktadır. Üstü kapalı tanımanın en yerleşmiş örneği, bir siyasi birimle, onu açıkça tanımadan, diplomatik ilişki kurulmasıdır. Kurdistan`ın Güneyindeki Kürd Hükümetine halen sömürgeci devletler bu gözle bakmaktadır ve ilişkilerini defacto koşullarına göre ayarlamaya çalışmaktadır. Hatta zaman zaman bir defacto Kurdistan`ın kurulduğundan şikayetçidir ama gerçek çoktan defacto durumundan çıkmıştır. Uluslararası tanınma hukuka dahil olmak bir süreç işidir. Bu süreci uzatmak, kısaltmak bizim çalışmalarımıza bağlıdır. Zaten uluslararası tanınma hukukuna dahil olunduğu zaman tek tek devletlerin kullandıkları deyimler çok fazla önemi kalmayacaktır. Diyorum ki, defacto meclis yaratma şartlarımız vardır, zaten bu aşamada başka da bir şansımızın olduğunu şahsen görmüyorum. Ama olmazsa olmaz da demiyorum, mevcut yapılarla boğuşur kalırız. Ekonomik ve sosyal yaşantımızı düzenleyen ulusal kurumları oluşturmalıyız. Mesela, halkın nasıl yaşayacağını, sosyal durumunu, eğitim ve ekonomik olanaklarının yaratılması tümüyle siyasilerin sorumluluğundadır. Biz bu sorumluluktan kendimizi kurtaramayız. Ve bugünkü görevlerimizi, Kurdistan`ın kurtuluş sonrasına erteleyemeyiz. Bunun yolu olmalı ve bu konuda kendimizi halk olarak, aydın olarak, politikacılar olarak tüm entelektüel ve pratik gücümüzü kullanarak yolunu bulmalıyız. Mesela, ilk etapta bir kadın enstitüsü, Kürd gençlik enstitüsü, tarihi araştırma vakfı, Kurdistan bitki örtüsü araştırma vakfı, vs. Doktorlar, hukukçular, sendikalar birliklerine dönüştürebiliriz. Bu örnekler ve kurum alanlarını çoğaltmak mümkün. Bu kurumları hemen kurma çalışmalarına başlayabiliriz. Bu kurumların her biri kendi alanlarına denk düşen uluslararası kurumlar ile ilişkiye geçebilir ve bu yolla da kapatma risklerini kısmen azaltabiliriz. Bu çalışmaların dünyada çok örnekleri var. Bu kurumları birer enternasyonal kurumlar haline dönüştürebiliriz. Uluslararası planda tanınan Kürd kurumları haline dönüştürebiliriz. Onlara uluslararası kimlik kazandırabiliriz. İşte bu nokta da DEFACTO meclisin rolü gündeme geliyor. Bu kurumlardan seçilen insanlardan DEFACTO meclisini oluşturabiliriz. Hem seçilmiş meclis olacak hem de fiili olarak bir DEFACTO yönetim şekli ortaya çıkacak. Hukukçularımıza danışarak ve uluslararası hukuktan yararlanarak meclisin yasama ve yönetme erkini oluşturabiliriz. Dünyaya dağılmış ve halen atıl durumda olan yüz binlerce Kürd var, onları bu çalışmalara kanalize edebilir, aktif hale getirebiliriz. Anlatmak istediğim üretebilen, kendi kendini her yönüyle yönetebilen bir toplumu yeniden yaratmak zorundayız. Anlattıklarımın kimilerince sivil toplum hareketi anlamını çıkarabilir, evet, bir yanı ile yeniden bir sivil toplum hareketidir. Kurdistan`ın da buna ihtiyacı vardır, çünkü Kurdistan halkı iki resmi ideoloji ile hapis edilmiş durumdadır. Bu halkın kendi kendini yönetebilmesi için bu iki resmi ideolojinin çemberini kırmak zorundadır. Bu nedenle yeniden sivil toplum re-organizasyona şiddetle ihtiyaç vardır. Bu yeni sivil toplum hareketi, siyasileşemeyen, terörize edilemeyen, sokağa hapis edilemeyen bir sivil toplum olmalı ve bugün yüklenen anlamından öteye bir anlam ve görev yüklenmeli. . Türkiyede sivil toplum ehlileşti ve çoğu devlet denetimine girdi, hatta bazılarında direk devletin atadığı emekli generallerle yönetilmektedir. Türkiyede sivil toplum hareketi artık; kamu yönetimlerinin icraatlarını kolaylaştıran, finansal imkanlarını genişleten ve ihtiyaç duyulan yeni bir siyasal araç haline dönüştü. Genel anlamıyla devlet dışı yada Türkiyedeki deyimiyle artık kamu dışı hareketler değildir.
|