|
Bu
soruya cevap vermek için, önce Devlet`in ortaya çıkmasına öncüllük
eden şartlara, sonra bu şartların günümüzdeki anlamı
ve son olarak ta, Barack Obama`nın neden ABD`nin Başkanı
olacağını açıklamaya çalışacağım.
Savaş ve Devlet
Charles Tilly[1]
özellikle de Ulusal Devlet`in ortaya çıkışını ve
onun ehlileşmesini savaş ve savaş ekonomisinin kendisini
hayata dayatmasıyla açıklıyor. Bu sürecin ilk adımı,
hali hazırdaki askeri gücü koruyarak sürdürebilmek ve başarılı
savaşlar yürütmekte. Bu ise kurumlaşmayı, emir-komuta ilişkisinin
merkezileşmesini, yönetici sınıfın askeri ve sivil güç
şeklinde ikiye ayrışıp birbirileri üzerinde asgari bir
kontrollünü ve çıkar paylaşımının adilleşmesini
gerektirir. Bu süreci hem günümüzün Ulusal Kurtuluş mücadelesi
veren örgütlerinde, hem de emperyal savaşların önderi ülkelerin
savaş sürdürme biçimlerinde gözlemlemek mümkün. İkinci
basamak, halkın giderek savaş giderlerine karşı çıkışına
yönetenlerin sadece baskıyla cevap vermenin sorunu çözmeye yetmeyeceğini
görmeleri. Yönetenler, devam eden savaşlarını en iyi şekilde
sürdürebilmek için, savaş için gerekli kaynakları kontrol eden
halk katmanlarıyla pazarlığa oturdular. Bu ise halka yeni
haklar tanımayı böylelikle de kimi halk kesimlerini devlete dahil
etmeyi getirdi. Savaş esnasında, zorla elde edilen haklar, savaş
sonrasında, özellikle de yenen toplumlarda, barış döneminde
de geçerli hale geldiler.
Orta sınıfın ve kimi entelektüellerin devlet üzerindeki
etkisini böyle açıklamak mümkün. Bu anlamıyla devlet, daha üst
düzeyde insanların kendi kaderlerini tahin etmede aktif rol aldıkları
modern bir yapı. Devlet çerçevesinde bir araya gelmede zorun yanı
sıra, aidiyet, katılım da önemli bir rol oynuyor. Özetlersek,
devlete geçiş, köy, aşiret yaşamına yeten gündelik,
keyfi kararların çoğalan, karmaşıklaşan nüfusun
ihtiyaçlarına cevap vermediğine karar vermektir. Jean-Jacques
Rousseau’nun deyimiyle, insanoğlu hayatta kalmak istediği için,
göçebe, ve/veya köy yaşamını değiştirerek
devleti kurdu.
Amerika Birleşik Devletleri
Günümüzün en etkin devleti ve teknolojinin en ileri, bilimsel bilginin
en çok üretildiği, Burjuva Demokrasisi’nin en iyi kalesi ABD’dir.
Yaklaşık 300.000.000 vatandaşın 50 farklı eyalette,
yani farklı hukuksal, sosyal, kültürel sistemin, yaşadığı
koca bir devlet. Her Devlet gibi ABD’nin de halkın katılımına
ve meşrulaştırılmasına ihtiyacı vardır.
Devletler, kurumsal olarak insanlara sundukları Demokratik Haklar üzerinden,
özgürlük, vatandaşlık ve refah gibi, veya meşrulukları
aracılıklarıyla halkların, grupların, insanların
desteğini alırlar. Devletlerin meşrulukları en genel
anlamıyla evrensel hukukun kural ve kaideleri çerçevesinde yönetilmeleriyle
ölçülür. Amerika Birleşik Devletleri, Burjuva Demokrasisi’nin en
gelişmiş ülkelerinden sayılır. Bu sıralama iki
nedenle açıklanır. Bir, Vatandaşlık, Politik ve Sosyal
Haklarının ilk ve en geniş düzlemde ABD`de hayata geçirilmiş
olması. İki, ABD’nin nispi seçim sistemi aracılığıyla
kültürel ve sosyal farklıkları sisteme dahil etmesi. Belki de bu
yüzden, milyonlarca insan ABD’de sürdürülen Demokrat Parti aday
adaylarının seçim kampanyasını yakinen takip ediyor.
Cumhuriyetçilerin adayı belli; John McCain. Demokratlarda Barack Obama
ve Hillary Rodham Clinton hala yarış halindeler.
Barack Obama
Son olarak, 6 Mayıs 2008’de, North Carolina ve Indiana’da yapılan
seçimlerde, Indiana’da Clinton % 51’lik oranla seçimleri
kazanmasına rağmen, asıl galip Barack Obama. Obama North
Carolina`da oyların % 56’sını almıştı. Son
seçimlerle beraber Obama 1836, Clinton ise 1681 delegeye sahip. Demokrat
Partinin tüzüğüne göre 2025 delege mutlak çoğunluğu oluşturuyor.
Kim bu Barack Obama?
21 Nisan 2008 tarihli “Time” dergisine göre Barack Obama`nın
Annesi Stanley Ann Dunham 1942’de ABD’de dünyaya gelir. Liseye
felsefeyle tanıştığı Washington`da gider. Pek
kimsenin rağbet etmediği Rusça`yı öğrenmek için gittiği
sınıfta, Hawaii üniversitesinde okumak üzere Afrika’dan kalkıp
gelmiş ve gazetelerde de yazılarıyla kendisinden söz ettirmiş
siyah adam Barack Obama ile tanışır. 1961’de henüz
18 yaşındayken Ann bu siyah adam, Obama, ile evlenir ve aynı
yılın 4 Ağustos`unda Barak Hüseyin Obama dünyaya gelir .
Obama bu ikinci evliliğinden olan oğlu Hüseyin`i iki yaşına
geldiğinde terk eder. Evlilik ise 1964’de sona erer. Ann Dunham
1967’de yeni eşi Lolo ile Endonezya`nın Jakarta kentine yakın
elektrikle henüz tanışmamış bir köyüne taşınır.
Obama burada Katolik kilise tarafından yönetilen bir okula gider. Köyün
tek yabancı ve “zenci” çocuğu, Endonezya’nın bu ıssız
köyünde beyaz, Amerikalı annesinden Dr. Martin Luther King`in
“bütün insanların renklerinden bağımsız eşit
olduğu“ fikriyle büyüyor. Ann, oğlu Barack Hüseyin Obama`yı
1971`de 10 yaşına geldiğinde Anne ve Babasının yanına
Hawaii yollar. Obama’nın annesi, üvey babası ve kardeşlerini
terk edip dedesinin yanına gelişiyle tamamen başka bir yaşam
biçimine ilk adımını atar: Dedesi onu elit aile çocuklarının
gittiği bir okula yollar. Ann ise bir yıl sonra kızıyla
geri döner ve Hawaii’de Antropolojiyi bitirir. Ann, oğlundan bir yıl
sonra, yani 1992`de Doktora tezini bitirir ve 3 yıl sonra ise
vefat eder.
Barack Obama, Kenya`nın Viktorya gölüne yakın fakir Alego köyünün
Luo aşiretinden. Barack Obama`nın babası, yani Barack Hüseyin
Obama’nın dedesi Hüseyin Onyango Obama köyün ileri gelenlerinden.
Barack Obama keçi güder ve İngilizlerin kurduğu okulda birinci
olur. Bir burs aracılığıyla önce Nairobi’de üniversiteye
gider. Kenya’nın bağımsızlığından sonra
da 1959’da Amerika’ya da gider. Üç yıl sonra yılın en
iyi öğrencisi olarak ekonomiyi bitirir ve Harvard üniversitesinde
doktoraya başlar. Barack Obama oğluna kendi ve babasının
ismini verir ve ondan ayrılır. 1984 bir trafik kazasında
vefat eder[2].
Barak Hüseyin Obama
Barak Hüseyin Obama 1983`de Siyaset Bilimini bitirir[3].
1985’te Chicago’ya gider ve Sosyal Danışman olarak kiliseler için
çalışır. 1991 Harvard üniversitesi Hukuk fakültesini
bitirir. 1992`de Bill Clinton’ı desteklemekle aktif politikaya ilk adımını
atar. 2004`da Illinois Senatörü olarak seçilir. 10 Şubat
2007’de Bill Clinton’ın eşi ve New York Senatörü Hillary
Clinton karşı Demokrat Partinin Başkan adaylığını
açıkladı[4].
Barack Obama’nın yıldızı 2004 yılında
Demokrat Partinin Kongresinde yaptığı konuşmayla parlar.
Konuşmasında kendi geçmişiyle Amerikan insanının rüyası
arasındaki bağlantıyı kurarak, artık siyah, beyaz,
latin, fakir, zengin Amerika değil de, Amerika Birleşik
Devletleri’nin var olduğunu söyler[5].
Amerika’nın saldırgan, arogant politikasından vazgeçip,
halkların eşitliği, uluslar arası hukukun üstünlüğünün
tanındığı yeni bir cağa geçmesi gerektiğini
yazan Obama, başkan olması halinde Amerika askerlerini Irak’tan
çekeceği sözünü veriyor[6].
Obama gittiğe her yerde büyük bir coşkuyla karşılanıyor.
Yüz binlerce insanın karşısında yaptığı
ateşli konuşmalara, karşıtı Hillary Clinton tarafından
“lafla iş olmaz” cevabı gelince, Obama lafla işin olduğunu
gösterircesine ABD Anayasasından ve Martin Luther King`den pasajlarla
halkın önüne çıktı[7].
Kampanyası milyonlarca insanın 25 dolardan başlayan bağışlarıyla
yürütmesine rağmen, karşıtı Clinton`dan daha fazla
para topladı. Obama`nın kilisesine gittiği ve kendisinden çok
etkilendiği Papaz Jeremian Wright Amerika’nın Irak işgalini
eleştiren ve “bundan böyle artık `tanrı Amerika’yı
korusun değil de, tanrı Amerika’yı kahretsin” konuşması
Youtube yayınlanınca[8],
yine `lafla` Amerikaların karşısına çıktı ve
karşıtlarına Amerika’daki ırkçılığın
neden bir an önce yok edilmesi gerektiği anlattı[9].
Hillary Clinton`a karşı, Obama kendisini sürekli korumakla meşguldü.
Demokrat Parti’nin önemli kişiliklerinden, John F. Kennedy’nin
kardeşi Ted Kennedy, bir önceki Demokrat Parti Başkan adayı
John Kerry ve bu dönemin Başkan aday adayları yani Obama’nın
ilk dönemdeki karşıtlarından Bill Richardson gibi, açıktan
desteğine rağmen, Obama bir türlü Amerika’daki Latinlerin,
beyaz isçilerin, kadınların desteğini alamadı[H1] [10].
Ve galip ABD
Sovyet Sosyalist Birliği’nin son lideri Gorbaçov her ABD Başkanı’nın
bir savaşa ihtiyacı olduğunu söyler. Amerika acaba Bush
tarafından değil de, Gorbaçov tarafından yönetilseydi, ABD
yine Irak`a girer miydi, ABD yine Ortadoğu’yu savaş alanına
çevirir miydi? Şu anda barış sloganları atan bu savaş
karşıtı genç, akıllı, sempatik insan, Barack Obama,
Bush`un yerine geçtiğinde ne kadar değişir? İnsanların
dünyaya bakışlarını yaşadığı,
kokladığı, soluduğu ilişkiler biçimi ve mekan
belirler. Barack Obama da iktidara geldiğinde iktidardakiler gibi düşüneceği
ve davranacağı kesin. Ancak bana, dünyanın süper gücü ABD’nın
bu genç adam tarafından yönetilebilme ihtimali yine de heyecan
veriyor[H2] .
Belki de bir çok politikacının en çok yapmak istediğini
Obama yaşamı, konuşmaları, tavırları ve
vizyonuyla yaptığını düşünüyor: sınıfsız,
milliyetsiz, özgür bir gelecek[H3] .
“Yes, we can”. Ben, diyor Barack Obama, “umudun, geleceğin,
yeniliğin adamıyım. Siz Demokratlar, eğer gerçekten
Demokratsanız, gerçekten de siyahların, eşcinsellerin, kadınların,
fakirlerin, azınlıkların hakları için mücadele
edilmesi gerektiğini düşünüyorsanız, eğer siz gerçekten
de, hukukun üstünlüğünü savunuyorsanız, paranın değil,
yeteneklerin kurum liderlerini belirlemesini savunuyorsanız, eğer
siz gerçekten de .... , o halde sizin beni seçmekten başka iyi bir
alternatifiniz yok: annem ve babam bana Barack, yani kutsanmış,
adını verdiler. Çünkü onlar benim bu isimle zengin olmasam da
iyi bir okula gidebileceğimi, toleranslı Amerikan halkının
cömert olduğunu, bu yüzden benim de her Amerikalı gibi iyi bir
kariyer edinebileceğimi biliyorlardı[11].
Demokrat Parti, Barack Obama ile Dünyaya Amerikan’nın hala insan,
hak ve özgürlüklerinin koruyucusu ve kollayıcısı olduğunu
gösterebilir[H4] .”
Savaş yürüten her Devlet Savaş-Karşıtlığını
ve savaş kayıpları arasındaki sosyal dayanışmayı
savaşın bir kuralı olarak kavrar. Amerika Birleşik
Devletleri, Barack Obama ile savaşda yetirdiği prestijini dünya
devletleri nezdinde yeniden[H5]
kazanabilir. Barack Obama, devlete kendisini yeniden var etmesine,
yenilemesine, kendisini yeni savaşlara hazırlanmasına, yeni
bir güç, sınıf, zümre, kesim katmasına olanak, zaman ve akıl
sunuyor. Bu işi Obama`dan daha iyi ne John McCain, ne de Hillary
Clinton yapabilir. Bu yüzden, Obama geleceğin ABD Başkanı.
1]
Charles, Tilly (1990): Coercion, Capital, and European States. AD
990-1990. Oxford: Basil Blackwel. S.206f.
[2]
Welt Online: http://www.welt.de/kultur/article1542169/Sein_Vater_wurde_einst_als_Nigger_beschimpft.html
[3]Obama,
Barack (2008): Barack Obama: http://www.barackobama.com/splash/donate/donate.html
[4]
Obama, Barack (2008): Youtube: Barack Obama presidential announcement
highlight: http://de.youtube.com/watch?v=pckH-PHLccc
[5]
Obama, Barack (2008): Youtube: Barack Obama 2004 Democratic National
Convention Speech P1: http://de.youtube.com/watch?v=awQkJNVsgKM
[6]
Obama, Barack (2008): Renewing American Leadership. Bakiniz, Foreign
Affairs: http://www.foreignaffairs.org/20070701faessay86401-p10/barack-obama/renewing-american-leadership.html
[8]
Obama, Barack (2008): BARACK OBAMA Pastor ANTI-AMERICAN Rev Jeremiah
Wright Racism: http://de.youtube.com/watch?v=hwQWuQVE6sw
[9]
Obama, Barack (2008): Barack Obama Speech on Race - Part 1 of 4:
http://de.youtube.com/watch?v=o1uJztFbOk8
[10]
Obama, Barack (2008): 1): Ted Kennedy Endorses Barack Obama:
http://de.youtube.com/watch?v=0Eawu8pQxRI
2): Senator John Kerry endorses Barack Obamahttp: //de.youtube.com/watch?v=WVLQ6K56Dk8
1).Bill Richardson Endorses Barack Obama: http://de.youtube.com/watch?v=y62jhStuawA
[11]
Bkn: John Gerring ve Joshua Yesnowitz (2008): Was kann Obama? Le
Monde diplomatique. Mai 2008 05/14.Jahrgang: S.17.
|