Kitap dersem çıkın!

 

Ne ki, ne zaman kitap okumanın, şiirin kıymetine dair bir cümle kursam,

'Ne yani kitaplarla, şiirle mi değiştireceğiz dünyayı!'

gibi tarihin marangoz hatası bir soruyla karşılaşıyorum.

 

Sezai Sarıoğlu
sezaisarioglu@superonline.com

22.10.2005

 


Kılıç kalkan gürz ve at

Ta çocukluğumdan beri

Ne buldumsa okudum

Sonunda anladım ki

Bir kitapta resim şart

                                        Cemal Süreya

 

Nar Taneleri:

Kitap, 'esamisi' okunmayanları, siyasal kütükten düşürülenleri, 'artakalan'ları, sürekli açıklananları ve tanımlananları görünür kılmak muradında. Unutulanların parmak kaldırıp dillenmesi, 'öteki'leştrilenlerin kendilerini hatırlaması ve hatırlatması. Bireyin, öyküsünü anlattıkça kendisiyle yeniden tanışması. Siyasal belleği yeniden oluşturmak için, uykuya dalmış binlerce gayriresmi öykünün uyandırılması. Caz gibi, bireyin kendini doğaçlaması ve sesini açığa çıkarması.


Ezber bozan öykülerden oluşan Nar Taneleri; tarih, öteki ve ayna korkusunu yenmek için kendimizle ve tarihimizle yüzleşmenin gayriresmi sivil imkanı.

iletişim yayınları, İstanbul


Kitap dersem çıkın!
Bu köşede Aram Yayınları'ndan çıkan, 'Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu/Güney Afrika Deneyimi' isimli kitap üzerinde bir yazı yazmıştım. O gün bugün birkaç meraklı dışında bu kitabı okuyana rastlamadım. Bende, Cemal Süreya'nın, '1948'de Dostoyevski'yi okudum o gün bu gün huzurum yok' dediği türden etki bırakan bu yirmi dört ayar tarih ve adalet kıymetindeki bu kitabın muhaliflerin ilgisini çekmemesi içimi acıtıyor. Hal böyle olunca da geçmişle yüzleşme sorununun en gelişkin deneyimini aktaran bu kitap, hayatta çok az yer kaplamaya devam ediyor. Bu ilgisizlik, altını kuşlarla çizerek sıkça yinelediğim, 'Bunca okumamaya nasıl vakit bulabiliyoruz' hallerimizle esastan ve usulden ilişkili. Cemal Süreya'nın, 'Aşklar da bakım istiyor, öğrenemedin gitti' dizesinden el alarak; kitaplar da, okumalar da, diller de, halklar da, hatıralar da bakım istiyor, öğrenemedik gitti, diye mırıldanıyorum kendi kendime. Oysa, ırkçılık eşiğine dayanmış bir dünyada, adalet korkusunu yenerek kendi tarihimizle yüzleşmek okumakla da yakından ilgili. Sözün burasında... Dünyayı değiştirmek için yorumlamak gerekir, gibi büyük cümleler söylemeyeceğim. Söylemek istediğim, okumak eyleminin travmalarımızla baş etmenin, kendi iç adaletsizlilerimiz dahil, tüm adaletsizliklerle yüzleşmenin temel araçlarından biri olduğu gerçeğini biz'e anımsatmak.

Ne ki, ne zaman kitap okumanın, şiirin kıymetine dair bir cümle kursam, 'Ne yani kitaplarla, şiirle mi değiştireceğiz dünyayı!' gibi tarihin marangoz hatası bir soruyla karşılaşıyorum. Emma Goldman'ın, 'Eğer dans edemeyeceksem, sizin devriminiz ne işe yarar' mealindeki cümleyi soru sahibine anımsatıyorsam da nafile. Felsefe ve imge dilini politik dilin organik parçası haline getiren Zapatistalar üzerine çalışan bir uzmana bir seminerde sorulan, 'Yani onlar şiirle, felsefeyle mi devrim yapacaklar!' sorusuna, konuşmacının verdiği, 'Şiirle devrim olup olmayacağını bilmiyoruz... Ama şiirsiz devrim olmayacağı şimdiden belli oldu' yanıtını anımsatıyorum, nafile. 'Taktik' değiştirerek, Edip Cansever'in, 'Neler Almalıyım Yanıma' isimli şiirinde, '.../ Aşk için: unutkanlık ya da/ Dikkatle kullanılan ve değiştirilebilen birkaç anı/ Öfke için: Marx, Lenin, vb./ Okumak için: Dostoyevski, Marquez, Sait Faik- başkaca kim olabilir düşünmeli-/.../' dizelerini okuyarak, belki ustaların ismini duyunca fikir değiştirir ler diyorum, nafile... Aramalarda üstümüzde kitaplar çıkmıyorsa neye yarar muhaliflik, diyorsam da nafile. Che Guevera'nın, Fidel Castro ve diğer devrimcilerle birlikte Meksiko City Hapishanesi'nde yatarken Nazım Hikmet'in şiirlerini okuduğunu, babasına yazdığı mektuplarda bu şiirlerle de direndiklerini, bilgi notu düşüyorum, nafile... Canavarın, kötülüğün zamanı olmadığı gibi okumanın da zamanı yoktur, diyorum, nafile... Bir tür, 'Sevgim acıyor/ Kimi sevsem/ Kim beni sevse/ Sevgim acıyor' hali...

İşte böyle insan kardeşlerim... Günler muhalif taklidi yaparak geçiyor... Günler eylem taklidi yaparak geçiyor.

Bunca söz ve eylem fazlalığının olduğu akıl tutulmasına uğramış dünyada, resmi gülüşlerin boğumlarında yeşeren sözlerin ve eylemlerin temiz olmadığını unutmak ise en son icadımız. Bunca huzursuzluk, karmaşa içindeyken, karadüzen tarihin ve kör talihin elinde yönsüz bir kırlangıç gibi sürüklenirken bu kadar 'huzurlu!' olmak doğrusu beni huzursuz ediyor...

Aram Yayınları'ndan çıkan kitap bana bir kez daha, M. Cevdet Anday'ın, 'Rahatı Kaçan Ağaç' şiirinin son dizelerini anımsatıyor: 'Ona bir kitap vereceğim/ Rahatını kaçırmak için/ Bir öğrenegörsün aşkı/ Ağacı o vakit seyredin.'

TÜYAP Kitap Fuarı'na yaklaştığımız şu günlerde de desem bilmem ki... Ne desem bilmem ki, adalet ve barış için, dört nala okumak lazım. Çünkü muhalif olmak, okurnazar olmayı değil okuryaşar olmayı gerektiriyor da ondan. Ey okuryaşarlar; elma dersem çıkın, yasak elma dersem yine çıkın...

 

 

 

Bigire - Kapat