Ağlama Duvarı, 10 kasım

 

Türkiye’de en büyük kutsal yer Anıtkabir’dir,

başka büyük ve sert olanı yok.

İnsanlar buraya, yılın bir kaç gününde,

ya da cumhuriyetin sarsılma geçirdiği günlerde ziyaret eder,

deftere yazı yazar, dualar okur, yardım ister.

 

Keko Baran

alibaran@ikurd.com

11.11.2005

 

Romalılar (MS 70'da) Kudüs'teki Süleyman Tapınağı'nı yerle bir ederler. Yıkıntılardan sadece tek bir duvar kalır. Yahudiler, bu tek duvarı, yıkımın, felaketin anısına ‘Ağlama Duvarı'na dönüştürdüler. İnanış bu ya, İsa tekrar geldiğinde, bu tapınak tekrardan inşa edilecek.

Ağlama Duvarı, Yahudilere ait bir gelenek değildir. Ortadoğu ya ait bir gelenektir.
Mezopotamya’da insanlar, yıkılan tapınaklara, öldürülen yarı tanrı insanlara, günlerce, aylarca ağlamış, yas tutmuştur. Kutsal saydıkları insanların kabirlerini, yıkılan tapınakları kendilerine kutsal saymış, buraları, yılın bazı günlerinde ziyaret etmiş, dualar okumuş, yardım istemiştir.

İnsanlar çaresizliklerinde, hüzünlü anlarında ‘yaslanacak’ bir şey/biryer arar, anlını/başını kolunun üzerine, kolunu ise duvara, yada herhangi bir yere dayatır. Yer yer, zaman zaman hepimiz, ağladığımızda duvara yaslandığımız olmuştur, sırtımızı öfkelendiğimiz, küstüğümüz insanlara dönmüşüzdür. Çaresizliğimizi, zayıflığımızı, tarihten gelen bir gelenekten olsa gerek böyle göstermiş oluyoruz.

Günümüzde ziyaret edilen, dualar okunan, binlerce kutsal sayılan yerler var. İnsanlar, buraları ziyaret eder, yardım isterler; çocuk sahibi olmak, zengin olmak, evlenmek, iş bulmak isterler. Bu insanlar, işçi bulma kurumuna gitmezler, bir doktora görünmeyi istemezler, yardım edecek hızırlar, evliyalar, kovulacak cinler onlar için birer umuttur!!!!

Türkiye’de en büyük kutsal yer Anıtkabir’dir, başka büyük ve sert olanı yok. İnsanlar buraya, yılın bir kaç gününde, ya da cumhuriyetin sarsılma geçirdiği günlerde ziyaret eder, deftere yazı yazar, dualar okur, yardım ister.
Milattan Önce, tam dört bin yıl önce, yazının olmadığı bir dönemde, İnternet Explorer’ın 6. versiyonunun olmadığı bir tarihte, tapınakları ziyaret etmek anlaşılır bi’şey...gayet doğal... Bu dönemin kemalist insanlarına ne demeli?


O halde, tv’de dini amaçla ziyaret edilen yerleri eleştirmek, hakaret etmek ise bir ahlaksızlıktır, alçaklıktır ve ikiyüzlülüktür.

Bugün 10 kasım. 14 yaşında, ortaokul öğrencisi, tv’de şöyle diyor, ‘keşke ölmeseydi’ Şu çocuğa şu öğretilmemiş. ‘bak yavrum, atatürk 1881’de doğdu, ölmeseydi tam 124 yaşında olurdu ki bu da imkansız, çünkü yavrum, ülkemizde ortalama bir insan, normal oda şartlarında 63ünde ölür...’

Büyük gazeteler başlık atmış, ‘ÖZLÜYORUZ’ ‘ANIYORUZ’...
‘Atatürk olsaydı, şöyle olurdu, böyle olurdu.’ Çaresizliğin, yıkılmışlığın, cahilliğin belirtileri bunlar.

İsa gelseydi tapınak yapılırdı. Muhammed olsaydı Müslümanlık böyle olmazdı. Keşke ölmeselerdi.

 


Kendimize ‘ağlama duvarları’ inşa etmeyelim. Bırakın her şey, zamanında ve mekanında birer hatıra olarak kalsın. Kirletmeyelim.

 

Bigire - Kapat