İyi çocuk...
...Öldürülen bir Kürt olmasaydı,
bu ülkenin sıradan bir vatandaşı olmasaydı da
bir devlet görevlisi olsaydı
kuvvet komutanı suçüstü yakalanan adam için gene iyi çocuk diyebilir miydi?...
Ahmet Altan
14.11.2005
Aşilin Hektoru Truva surlarının önünde öldürdükten
sonra rakibinin ölüsünün arabasının arkasına bağlayarak
sürümesini anlatan Homerosun bir cümlesi birçok Batı dilinde bir
deyime dönüştü.
Yaraya bir de aşağılamayı eklemek.
Devletin içinden çetelerin çıktığı, devlet görevlilerinin çatır çatır adam öldürüp haraç aldığı ülkede biz çok cinayet, çok ölüm gördük.
Ve, o ölüme bir de aşağılamayı eklemekten devlet görevlileri hiç çekinmediler.
Bunlardan birkaç tanesi özellikle unutulmazdır.
Bir tanesi, ünlü Susurluk kazasından sonra arabada emniyet müdürü Hüseyin Kocadağ ile o sıralarda aranmakta olan Abdullah Çatlının birlikte olduğunun anlaşılması üzerine Mehmet Ağarın yaptığı ilk açıklamadır.
Herhalde Hüseyin Kocadağ, Abdullah Çatlıyı yakaladı, onu getiriyordu, demişti.
Herşeyi biliyordu ama bizimle alay etmekten de herhalde bizim anlayamayacağımız bir zevk alıyordu.
Bir tanesi, eski jandarma komutanı Teoman Komanın televizyonda, yüzünde tuhaf bir gülümsemeyle, Jitem diye bir şey yok deyişidir.
Şimdi bunlara iki tane daha eklendi.
Şemdinlide pasajdaki bir kitapçıya bomba attıktan sonra ele geçirilen Jandarma görevlileri için isimsiz bir istihbarat görevlisinin açıklaması.
O sırada bomba patlayan pasajda sigara almak için tesadüfen bulunuyorlardır.
Daha unutulmaz olanı ise kara kuvvetleri komutanının, bomba patlayan pasajın önünde, içindeki kalaşnikoflar, öldürülecek adamlar listesiyle birlikte kimliği de ele geçen Jandarma İstihbarat Teşkilatına bağlı bir çavuş için söylediği söz olacak.
İyi çocuktur, öyle şeyler yapacağını sanmam.
Jandarma görevlileri, kendi ülkelerinde, kendi vatandaşlarının dükkanlarını bombalayarak öldürürken suçüstü yakalanıyorlar ve bir kuvvet komutanı yakalanan adam için iyi çocuktur, diyor.
İşte bu, ölüme bir de aşağılamayı eklemektir.
Bütün bir topluma siz bir hiçsiniz, demektir.
Şemdinlide bombalar patlatarak bütün bir ülkeyi karmaşaya sürükleyecek bir provokasyonu gerçekleştirenlerden iyi çocuk diye bahsedebilmek kolay iş değil.
O iyi çocuk halk tarafından yakalanmasına rağmen polis tarafından yakalanamadı.
Adı belli, kimliği belli, görevi belli ama iyi çocuk şu anda polisin elinde değil.
Ne göz altına alınıyor, ne tutuklanıyor.
Bombalanan pasajın kapısında, bombayı atan saldırgan, arabasına binerken halk tarafından yakalanıyor, bagajından kalaşnikoflarla birlikte saldırı planları ve ölüm listeleri çıkıyor ama polis tarafından sorguya çekilemiyor.
Niye?
Çünkü o iyi bir çocuk.
Öldürülen bir Kürt olmasaydı, bu ülkenin sıradan bir vatandaşı olmasaydı da bir devlet görevlisi olsaydı kuvvet komutanı suçüstü yakalanan adam için gene iyi çocuk diyebilir miydi?
Ama bu ülkede vatandaşlar devlet görevlileri tarafından öldürülebilir.
Abartacak ne var bunda, değil mi?
Devlet görevlileri bu ülkenin çıkarını hepimizden daha iyi bilirler.
Gidip Şemdinlide göz göre göre birini öldürüp bütün ülkeyi bir karmaşaya sürüklemenin milli çıkarlarımıza uygun olduğuna karar vermişlerse, kim bu ülkede kanlı bir huzursuzluk yaratmanın bu ülkeye düşmanlık olduğunu söyleyebilir ki?
Kim hukuk kurallarının devlet görevlileri için de geçerli olması gerektiğini, cinayet işlemenin, kışkırtıcılık yapmanın herkes için suç olduğunu iddia edebilir ki?
Kimse.
Zaten, polis de jandarma görevlisini yakalamadı.
Savcı ise davayı çeteden, örgütlü suçtan açmıyor.
Halk tarafından suçüstü yakalanan adam ortadan sırra kadem basıyor.
Niye?
Çünkü o iyi bir çocuk.
Yüz yıldan beri iyi çocuklar cinayetler işliyor bu ülkede.
Cinayetleri işleyip bir de hepimizle alay eden açıklamalar yapıyorlar.
Hem öldürüp hem dalga geçiyorlar.
İyi çocuklar eğleniyorlar.
Türkiyeyi seven, hukuku seven, huzuru, mutluluğu, özgürlüğü, demokrasiyi sevenler kim peki komutanım?
Onlar da kötü çocuk herhalde.
Ne öldürmeyi, ne eğlenmeyi biliyorlar çünkü.