Bundan tam 20 yıl önce 1978 Aralığının son günlerine gelinirken
Maraş'da gerçekleştirilen katliamda 111 kişi ölmüş,
yüzlerce kişi yaralanmış ve yüzlerce ev, işyeri yakılmış, yıkılmıştır.
26.Yıldönümünde
Maraş Katliamı
Aydın
Yıldırım
25.12.2004
Türkiye
`nine Avrupa Birliği `ine girişi tartışmalarının
yoğunlaştığı su günlerde, Türkiye Cumhuriyeti
tarihinde gerçekleştirilen bir çok katliamdan sadece biri olan K.Maraş
Katliamı`ı, 26.yıldönümünde yeniden hatırlıyoruz.Diğerleri
gibi bu katliamda da katliamı gerçekleştiren ve aktif yer alanlar
cezasız bırakıldı,kimisi ise ödüllendirildi..Devletin
ya da onu temsil eden çetelerin kontrgerillanın
1000 operasyonundan biri idi belki de.İktidar da yine sol değerleri
temsil edenler vardı.Kelimelerle anlatılamayacak kadar vahşetle
dolu bir katliamı izlediler yine.Ölen insan değil,insani
yönümüzdü.
Gözle
görülen bir gerçek var ki,devrimci mücadelelerin yükseldiği her dönemde
devlet, sivil ve resmi güçlerin desteğinde, planladığı
katliamları devreye sokar.Zincirin birer halkası seklinde ,1977 1
Mayıs katliamı ile başlayan ,16 Mart Katliamı ,Corum Katliamı
ile devam eden katliam serisine, 23-24
Aralık 1978 tarihlerinde ,K.Maraş`da eklenir.
Hedef olarak seçilen yerlerin ortak özelliği ise yoğunlukla Alevi-Sünni ya da Kürt Türk kesimlerinin bir arada yasadığı ve isçilerin-emekçilerin mücadelelerinin geliştiği yerler olması idi.Bu dönemde bu misyonu taşıyan ve benzer özellikler gösteren Kahramanmaraş, Türk, Kürt, Alevi ve Sünni kesimlerin iç içe yasadığı bir yerdi.Devletin yaklaşımlarından dolayı gerilen ortamda, küçük bir kıvılcım çok rahat alevlenebilirdi.
devlet
dönemde devlet sivil D
17 Nisan 1978'de AP lif Malatya Belediye Başkanı Hafit Fendoğlu, Ankara'dan yollanan bir bombalı paketle torunu ve geliniyle birlikte öldürülür. Bunu bahane eden MHP'liler, Alevi Kürtlerin evlerine ve işyerlerine saldırarak 20 `ye yakın Kürt -Alevi kökenli insan katlederler.
Bu eylemde kullanılan bombanın, MKE yapımı olduğu ve daha sonra Maraş'ta ülkücüler tarafından Çiçek Sineması'na atıldığı ayyuka çıkan bombanın bir benzeri olduğu anlaşılır. Bu nedenle gözaltına alınanlardan Yusuf İlhan ve Ökkeş KENGERİN ayrı ayrı alınan ifadelerinde, sinemaya atılan dinamiti Ökkeş KENGERin tedarik ettiği tespit edilir.
Devlete ait gizli bir rapor
Dönemin İçişleri Bakanı İrfan Özaydınlı, K.Maraş Katliamının gün ışığına çıkartılması için özel bir ekip görevlendirir. Özel ekip ayrıntılı raporunu İçişleri Bakanına sunar. Ancak raporun içeriği gizli tutulur. Gündem Dergisi , bu raporun bir kısmini elde ederek bazı bölümlerini daha sonra yayınlar.
Raporun
yayınlanan bölümü şöyle:
*
18.12.1978 günü, ÜGD Maraş şubesi ikinci başkanı
Mustafa Kanlıdere, Ökkeş Kenger ve üçüncü başkan Mustafa
Tecirliye Halkı kışkırtmak, tahrik etmek ve isyanını
sağlamak için solcuların
attığı süsü verilmek kaydıyla, tahrip gücü az bir
dinamit atılmasını emretmiştir.
*
15 gün öncesinden itibaren, gelecek program olarak Zeynel ile Veysel
filmi gösterilecekken Adana Maraş ÜGD Şubesine gelen iki şahsın
getirdiği Güneş Ne Zaman Doğacak filmi
16 Aralıkta aniden gösterime sokulmuştur..
*
Olaylardan önce, Ankara İli Bahçelievler, Karşıyaka ve
Keçiören semtlerinde oturdukları bilinen Hüseyin Yıldız, Ünal
Ağa oğlu, Haluk Kırcı, Mustafa Özmen, Mustafa Dülger,
Remzi Çayır, Mustafa Demir, Bünyamin Adanalı, Ahmet Ercüment
Gedikli, Mustafa Korkmaz ve İsmail Ufuk ile Mehmet Gürses isimli
şahısların Kahramanmaraş iline gittikleri öğrenilmiştir.
* 22 Aralık
1978 günü Maraşta olaylar patlak verdiğinde iki ayrı telefon
görüşmesi yapılır.Yapılan
araştırmalarda ,Adana ilinden bir şahıs, Malatya Özel Doğu
Kliniği Doktoru Muhittin Turgutu telefonla arayarak ; Kahramanmaraştan
oraya yaralılar gelecek, dikkatli olun der. Muhittin Turgut ise; Orasını
bana bırakın. Malatya olaylarında bir açık verdim mi ki
bunda vereyim. Malatya olaylarında ne şekilde çalıştığımı
siz de bilirsiniz karşılığını verir..
21 Aralık akşamı, Maraş Meslek Lisesi öğretmenlerinden ve Töb-Der üyesi olan Hacı Çolak ve Mustafa Yüzbaşıoğlu okuldan evlerine dönerlerken silahlı saldırıya uğrarlar.Ikiside bu saldırı ile yaşamını yitirir.
Öğretmenlerin cenazesi 22 Aralıkta kaldırılacaktır. Faşistler cenaze törenine saldırmak için geceden çevre il, ilçe ve köylere adam göndererek, Komünistler, Aleviler Cuma namazında camileri bombalayacaklar, Müslüman kardeşlerimizi katledecekler. Bunun hazırlığını yapıyorlar. Müslüman kardeşlerimizi katliamdan korumak için toplanalım seklinde çağrı yaparlar.
22 Aralık günü Cuma namazında Bağlarbaşı İmamı Mustafa Yıldız'ın, su sözleri katliamı yapanların hangi duygularla yaptıklarını ele vermekte idi:"Oruç ve namazla hacı olunmaz, bir Alevi öldüren beş sefer hacca gitmiş gibi sevap kazanır."
Toplu katliam başlatılıyor
Gelişmelerin kötüye gittiğini gören Alevi, CHP ve diğer sol partilerle demokratik kitle örgütlerinin temsilcilerinden oluşan bir grup, aynı gün Vali`ye, Emniyet Müdürü`ne, Jandarma Alay Komutanı`na giderek ertesi günün olaylı geçeceğinden endişe ettiklerini belirterek önlem alınmasını ister. Vali ve yetkililer: Devlet güçlüdür, her olayın üstesinden gelecek güçtedir. Önlemler alınmıştır. Vatandaşlar emin olsunlar. seklinde güvence veririler. Oysa öğretmenlerin cenaze töreninde ertesi günün kanlı geçeceğinin somut belirtileri vardı. Cevre illerden güvenlik yardımı istenmediği gibi, yeterince önlem alma yoluna da gidilmez.
23 Aralık Cumartesi yapılacak saldırıya ve katliama halkı da katmak için camilerden ve belediye hoparlöründen yapılacak çağrının metni hazırlanır.Belediye hoparlörü ve camilerden, sabah saatlerinden itibaren aralıksız duyuru yapılmaya başlanır. Yatsı ve sabah namazında da cami imamları aynı çağrıyı yaparlar. Artık katliam hazırlıkları tamamlanmıştır ve saldırı emri beklenmektedir.
23 Aralık günü,Karamaraş, Yörükselim Mağaralı,Yusuflar,Dumlupınar Yenimahalle Sakarya ,İsadivanlı,Duraklı,Namık Kemal mahallelerine yaygın ve sistematik saldırılar başlar.Meydanları kontrol etmeyi başaran saldırganlar "Kahrolsun Komünistler, Müslüman Türkiye, Din elden gidiyor, Vali istifa, İçişleri Bakanı'nın kellesini istiyoruz" sloganları eşliğinde çoluk çocuk,genç yaslı demeden insanları katlederler.
Dönemin Kahramanmaraş CHP Milletvekili Hüseyin DOĞAN, katliamdan hemen sonra yapılan CHP grup toplantısında, şu görüşleri ifade eder:
Kahramanmaraşta olan bir
savaş değildir. İç savaşın silahlı iki tarafı
olur. Kahramanmaraşta olan bir katliamdır. Bunun adına anarşi
denmez. Sağ-sol çatışması da denmez. Bu, Alevi-Sünni çatışması
da değildir. Bunlar içinde aransa bile bu plânlı ve örgütlü bir
faşist saldırıdır. Çevre illerden Maraşa getirilen
katil çetelerine belli hedefler gösterilerek, her şeyi hesaplanan bir plânla
yürürlüğe konan bir faşist eylemdir. Kin ekip, kan çiçeği büyütenlerin,
direnme hakkından söz edip Milli direnme hakkı doğmuştur
diye bildiri yayınlayanların eseridir. Maraş katliamı Müslüman
Türkiye-Milliyetçi Türkiye, Allah için Cihad başına sloganlarıyla
kadın demeden, çocuk demeden vuranlar karşısında Bana sağcılar
ve milliyetçiler cinayet işliyor dedirtemezsiniz diyenlerden destek görenlerin
eseridir...
Maraş'ta bu tahrik,katliam, yakma ve yıkmalar 25 Aralık gecesi askerin müdahalesi ile durdurulabilir ancak.Katliamı yakından izleyen ve faşistlerin kellesini istedikleri CHP li İçişleri Bakanı İrfan Özaydınlı ise,katliamın, solcuların tahrik etmesi sonucu yaşandığı söylemektedir.
Bu sırada, o tarihlerde Ecevit tarafından, Semih Sencar'dan boşalan Genelkurmay Başkanlığı görevine getirilen Kenan Evren'e, Maraş katliamıyla askeri darbe yolu açılacaktır.
25 Aralık'ta Başbakan Bülent Ecevit, Genelkurmay Başkanı Kenan Evren'i, Hariciye Köşkü'ne çağırıp Maraş olaylarından dolayı, bazı illerde sıkıyönetim ilan edeceğini bildirir. Kenan Evren ise, bu görüşe içten katılarak kabul eder. Buna göre 26 Aralık Salı günü saat 07.00 den sonra İstanbul, Ankara, K.Maraş, Adana, Elazığ, Bingöl, Erzurum, Erzincan, Anten, Kars, Malatya, Sivas ve Urfa olmak üzere, toplam 13 ilde Sıkıyönetim ilan edilir. Ancak, askerler bu illerdeki sıkıyönetiminin yetersiz olduğunu, Diyarbakır, İzmir, ile Suriye-İran-Irak gibi sınır boylarını çevreleyen illerin de bu sıkıyönetimin kapsamı içine alınmasını isterler. CHP içindeki muhalif milletvekillerinin reddi ile bu kabul görmez ancak gayri resmi olarak, yine de sıkıyönetim kuralları tüm Kürdistan illerinde geçerli hale gelir. Ecevit, özellikle MHP nin güçlü olduğu illerde de sıkıyönetimin uygulanmasını istiyordu. Orta Anadolu'da "Verimli Hilal" stratejisinin uygulandığı illerde de sıkıyönetim uygulanmasını isteyen Ecevit'e Kenan Evren karşı çıkıyordu.
Kısa bir süre sonra askerler ülke yönetiminin başına dolaylı da olsa geçmişlerdi.Böylece Maraş katliamı, askerlerin ülke yönetimini ele geçirmeleri için iyi bir gerekçe oluyordu.
Yargı Boyutu
19 Aralık 1978 günü çıkan ve 26 Aralık'a kadar süren çatışmalarda yakalanan sanıkların yargılama ve davalarının sonuçlanması 1991'e kadar sürdü.
Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi Gerekçeli Kararında katliamı planlayıp, uygulayanların MHP, Ülkücü Gençlik Derneği, ETKO (Esir Türkleri Kurtarma Ordusu), Kontr-gerilla gibi illegal örgütlerin olduğunu açıklar.
Bu
süre zarfında 804 kişi hakkında dava açılır. Bu sanıklardan
29u ölüm cezasına, 7si müebbet hapse, 7si 15-24 yıl ,
29u 10-15 yıl, 259u da 5-10 yıl , 26sı ise 1-5 yıl
arasında hapis cezasına çarptırılırlar. 379 kişi
davadan beraat ederken 68 kişi firarda olduğu, veya dava sırasında
ölmüş olduğu için davadan düşerler. Öte yandan ölüm
ve müebbet
hapis cezaları dışındakilere 1/6 oranında cezai indirim
uygulanmış ve cezaları azaltılmıştır. Ardından
mahkemenin
kararı Yargıtay
tarafindan bozulurken yeni yargılama sonucunda
idam cezaları uygulanmamıştır.
Haklarında ceza verilenlerin cezaları, Nisan 1991 yılında çıkarılan
Terörle Mücadele Kanunu nedeniyle, ertelendi ve serbest birakildilar. Böylece
kanlı olaylarla dolu Maraş
dosyası sessizce kapatılmış oldu.
Maraş
Katliamının baş aktörlerinden ve planlayıcılarından
olduğu kesinleşen ve bu suçtan yargılanan
Ökkeş Kenger, daha sonra soyadını Şendillerolarak
değiştirerek TBMM çatısı altında Milletvekili
olarak görev alır.
Olayların ardından Alevi nüfusunun, yüzde 80'inin baskı ve korkudan dolayı Maraş'ı terk ettiği tahmin ediliyor. O tarihten bu yana Maraş`ta yaşanan yoğun göç nedeni ile sol potansiyel büyük düşüs yaşarken, milliyetçi ve islamcı oylarda büyük artış gözlendi.
Vahşetin insani boyutu
Dönemin Savcısı Dündar Sanerin hazırladığı ve daha sonra gizli kabul edilerek arşivlere konulan rapor, gelişmelerin resmi bir ağızdan ifade edilmesi bakımından anlamlıydı.
..Uzun süreden beri tezgahlanan
plan bu şekilde tatbikat safhasına konuldu. 14-15 yaşlarındaki
çocuklar, 20-25 yaşında şartlandırılmış kişiler
tarafından Yörükselim, Şeyhadil ve dünden itibaren sırayla Kümbet,
Yeni Mahalleye sevk edilerek burada cinayetler işletilmiştir. Küçük
çocukların ve yaşlı adamların üzerine gaz dökülerek yakılmış.
İnsanlık dışı olaylar işlenmiştir. Olayların
başlangıcında 20 kişiye otopsi yapabilme imkanı bulduk.
Bunlar uzun menzilli silahlarla öldürülmüş idi. Daha sonra gelen ceset
fazlalığından değil otopsi, kimlik tespiti bile yapmaya imkân
kalmamıştır. Daha önce ihbar olarak değerlendirdiğimiz
toplu katliam olayları, toplu halde ceset bulunması ile doğrulanmaktadır.
Nitekim çukurlar içerisinde, çatışma gerçeklesen mahallelerde, öğretmen
evleri civarında üçer, dörder ceset bulunmaktadır. Bu yüzden ölü
sayısının resmi miktarı aşarak 200ü geçeceğini
tahmin ediyorum.
Olayları bizzat yasayan bazı mağdurların vahşete dair hatırladıkları söyle:
*
...karşımızda oturan ve bir gözü görmeyen 80 yasındaki
yaşlı Cennet Çimenin evine gittiler. Bu kadını,
Gel nene, gel nene diyerek elinden tutup dışarıya çıkardılar.
Cennet kadın, gözleri görmediği ve yaşlı olduğu için
öldürülenlerden ve yakılanlardan habersizdi. Sanıklardan Cuma Yalçın
ile Nuri Boğa tornavida ile onun gözlerini
oydular, sonra silah sıkarak öldürdüler. Yakınında bulunan
helanın çukuruna baş üzeri atıp, üzerine at arabasını
devirdiler..
*
...mağdur Kemal Yıldız'ı bir tepeye çıkarttılar.
İşin zevkine varmak ve nişancı olduklarını göstermek
için önce bıraktılar,biraz uzaklaşınca arkasından ateş
ettiler..
*
"...müfettiş Süleyman Metin'i öldürenler, karısının
ve çocuklarının cezetin üzerine atılıp ağlamalarına
el çırparak, kahkahalar atıyorlardı.."
*
... ellerinde Alman tüfeği, mavzer, makineli tüfekler vardı.
Kadınlarımızın memeleri kesildi. Altı aylık çocuğumuza
kurşun sıkıldı. Kolları kesildi, kafaları ezildi.
Kadınlarımızın hem ölüsüne hakaret ettiler, hem dirisine.
Kocasının yanında yaptılar. Kocası dedi Allahtan
korkun. Kocasını çektiler öldürdüler. Ardından kadını
öldürdüler. 20 yaşında bir babayı oğluyla birlikte öldürdüler.
Gözlerine şiş soktular insanların. Seyrantepede Kaşanlı
(...)ün karısının ırzına geçip, kurşuna dizdiler.
Daha sonra külotunu çıkarıp sokağa attılar. Kalaycı
Şah İsmaile de baltayla vurup beynini parçaladılar...
*
..öğleden sonra yeniden geldiler. Benzin şişeleri vardı
ellerinde,evlerimize saldırdılar,
gazlı bezleri ateşleyerek içeri attılar. Evleri ateşe
verdiler. Maraş size mezar olur, vatan olmaz; Yaşasın Türkeş,
Yaşasın MHP diye bağırıyorlardı. Ellerindeki
uzun menzilli silahlarla evlerimize ateş etmeye başladılar.
Korkudan kaçıp kurtulmak isteyenlere arkadan ateş edip öldürüyorlardı...
*
.. Gazipaşa semtinde, iki kişi saldırganların elinden
kurtularak, yakınında bulunan askeri birliğe sığınmış.
Saldırganlar, bu iki kişiyi, askerlerin elinden alarak kurşuna
dizdiler. Sağlık ocağında görevli iki yaralıyı da
zorla dışarı çıkararak kurşuna dizdiler. Devlet
Hastanesinin yolunu ve etrafını çeviren saldırganlar, hastaneye
getirilen yaralılara silahla ateş ediyor,öldürüyorlardı. Yaralıları
hastaneye taşıyan cankurtaranın şoförünü de silahla öldürdüler.Yüzleri
maskeli bir grup, yurttaşların korkudan sığındıkları
bir apartmanı yaylım ateşine tutarak bazılarını
yaraladılar...
* ...babam kanlar içinde yerde yatıyordu. Saldırganlar, küçük kız kardeşim Hürriyetin, babama sarılarak ağlamasıyla alay ederek gülüşüyorlardı. Sonra evin her tarafına gaz, benzin dökerek ateşe verdiler. Odalar ve salon alev alev yanıyordu. Babamın cesedini yanmaması için dışarı çıkarmaya çalışıyorduk. Saldırganlar ise Bırakın kafir yansın diye bağırıyorlardı. Sonra cesedi ateşe doğru çektiler. Bizi de sopayla dövmeye başladılar...
* ...kocamı, gözlerimin önünde işkence ederek öldürdüler. Öldürülürken kocama sarıldım, üstüm başım hep kan oldu...
KAYNAKLAR
1)Besim ATALAY, Maraş Tarihi, Dizerkonca Mat.,
2) Kahramanmaraş Davası Gerekçeli Kararı (Gerekçeli Karar), (1980/92, Karar: 1980 / 520)
3) Muzaffer İlhan ERDOST, Faşizm v e Türkiye,
4) Yenigündem Dergisi, Sayı 38, 23-29 Kasım 1986
5) Gerekçeli Karar
6)Milliyet, 25.12.1978;
7)Cumhuriyet, 26.12.1978
8)O.
Tayfun MATER, 12 Eylül Öncesi-Sonrası