GBI-UNIA`nun Migrasyon ve Entegrasyon Komisyonu sorumlusu

Vanya Alleva ile son dönem İsviçre gündeminde yer alan

yabancı karşıtı gelişmeleri konu alan bir söyleşi gerceklesitirdik.

 

Aydın Yıldırım

14.12.2004, Zürich

 

yabancı düşmanlığı

11 Eylül olayları sonrası güvenlik konusunun daha fazla ele alınmaya  başlandığı Avrupa ülkelerinde, terör tehdidine ve güvenliğe dair tartışmalarda gözle görülür bir artış gözlendi. Bu tartışmalarla birlikte farklı ülkelerde ardı ardına sağcı ya da ırkçı partilerin yükselişleri  dikkat çekti.

 

Örneğin Fransa'da Le Pen, Noverç'te Hagen, Hollanda'da Fortuyn, İtalya’da Berlusconi, Avusturya'da Haider, Danimarka'da Kjaersgaard, İsviçre’de Christoph Blocher, bu yükselişin sembol isimleri oldu. Söz konusu ülkelerdeki bu sağ  partilerin ve temsilcilerinin temel iki konusu ise, göçmenler ve güvenlik iken bu durum „güvenliksizlik göçmenlerden, yani yabancılardan kaynaklanmaktadır“ yargısının doğmasına sebep olmuştur.
Yabancı karşıtı kullanılan geçerli argümanların diğerleri ise  yabancı isçiler işimizi elimizden alıyor ,suşu ve suçluları arttırıyor” şeklinde.

Bu tartışmalarla birlikte AB’nin genişletilmesinin gündemde olduğu şu sıralarda, farklı ulus, din ve etnik temelde çeşitli unsurların bir arada yaşaması ve kaynaştırılması sorunu, bir çelişki  olarak ortada durmaktadır.

Avrupa’nın küçük adası olarak nitelendirilen İsviçre’de, 11 Eylül sağ rüzgarlarından, payına düşeni alan ülkelerden birisi..!

26 Kantondan oluşan ve Federal bir devlet yapısı olan İsviçre’de demokratik ve halka dayalı referandum sisteminin uygulandığı dünyadaki tek ülke olma özelliğini taşıyor. Yaklaşık 7.320.000  nüfusu olan ve bu rakamın % 20 si yabancılardan oluşan İsviçre, son dönemlerde yabancı karşıtı yasal düzenlemeleri ve yabancılara yönelimleri ile dikkatleri üzerine çekti.

 

Yabancı karşıtlığının şu sıralar daha da artış gösterdiği İsviçre' de, özellikle SVP (İsviçre Halk Partisi)nin finansörlerinden, yabancı düşmanı olarak bilinen ve seçim çalışmalarını yabancılar üzerinden yürüttüğü politikalarla kazanan, işadamı Christoph Blocher'in yeni Hükümette Adalet Bakanlığı görevini üstlenmesinden sonra, yabancılara yönelik sert düzenlemeler bir bir devreye girmeye başladı.

Seçim propagandalarında İsviçre’de yaşayan yabancıların oranını düşüreceğini, mülteci koşullarını zorlaştıracağını ve yabancılara ayrılan sosyal yardım ve entegrasyon bütçelerinde kısıtlamalara gideceğini açıklayan Blocher, "Tüm yabancıları, kendi ülkelerinde severiz" parolasını kendine esas aldı.

Fabrikalarında,  ağırlıklı olarak , ucuz işgücü niteliğindeki yabancıları çalıştıran aşırı sağcı İsviçre Halk Partisi (SVP) milletvekili ve işadamı C. Blocher'in hükümette yer alma  başarısı , İsviçre’de sol çevreler ve kadın örgütleri tarafından „kara gün'“olarak  ilan edildi.

İlk olarak mülteciler üzerinden politikalar geliştirmeye başlayan Christoph Blocher, bu politikalarını meclise, yasal düzenlemeler şeklinde, sunarak yasalaştırdı.

İlginç olan, C.Blocher’le birçok solcu parlamenterin, farklı gerekçelerle de olsa, bu yasaya karşı aynı yönde olumsuz oy kullanmaları idi. Blocher, daha sonraki konuşmalarında "İsviçre’deki yabancılar politikasının zaafları bize bu başarıyı sağlattı" itirafında  bulunacaktır.

 

Bu durum, İsviçre’deki yabancıları tedirgin ederken, SVP ile birlikte yabancıların  sosyal ve ekonomik sorunlarının artacağı ve buna bağlı olarak bu tür açıklamaların yabancı düşmanlığını güçlendireceği  kaygısı, İsviçreli mülteci ve göçmen  kuruluşları tarafından , tepkiyle dile getirildi. Kısa bir süre sonra bu kaygıların yersiz olmadığı anlaşılmaya başlandı.

 

Mecliste yasalaştırılan ve kısmi değişiklikler içeren, polise direkt sınırdışı yetkisi veren, iltica yasasında yer alan maddelerin  bir kısmı şöyle idi:  

  - İltica başvurularının işleme konulması için karar süresinin 10 güne indirilmesi ve diğer araştırmaların 3 aylık sürede tamamlanması;

  - AB  ülkelerine daha önce iltica başvurusunda bulunanların, İsviçre'de iltica talebinde bulunamamaları;

  - İltica başvuruları kabul edilmeyenlerin itirazlarını inceleyen komisyonda, üç yerine bir hakimin karar verme yetkisine sahip olması;

  - Havaalanlarında iltica başvuruları kabul edilmeyenlerin geçerli olan yasaya göre 30 gün olan 'itirazda bulunma' sürelerinin 5 güne indirilmesi;

   - İltica başvurusuna olumsuz ilk cevabın gelmesinin ardından, yetkililerin başvuru yapan kişinin geldiği ülkeyle, kimlik araştırma ve yolculuk belgelerinin çıkartılması gibi noktalarda ilişkiye geçebilmeleri ve geri dönme yardımının bu koşula bağlanması.

 

Yine yabancılara yönelik yasal düzenlemelerde Avrupa Birliği -Avrupa Birliği dışı ülkelerinden gelen ayrımı konuldu. Bu yasal düzenlemenin en ilginç yönü , insanları geldikleri ülkelere göre sınıflandırıp ,ayrımcılığı körükleyecek düzeyde yasal hale getirilmesi idi.

 

Yine Kısa bir süre önce, 26 Eylül tarihinde ,halk oylamasına sunulan, “İsviçre de yaşayan yabancı gençlerin İsviçre vatandaşlığına geçişlerini kolaylaştıran yasa” büyük bir çoğunlukla red edildi.. Parlamentoda ezici bir çoğunlukla kabul edilen ve hükümetin açık desteği olmasına rağmen, İsviçreli seçmenlerin bu ret kararında, yabancı düşmanlığı propagandasının etkisi büyük oldu. SVP, gazetelere verdiği ilanlarla, bastırdığı propaganda broşürleri ve afişlerle, yabancı düşmanlığını ırkçılık boyutlarına tırmandırarak, yoğun bir yabancı düşmanlığı propagandası geliştirdi. Buna göre SVP,propagandalarında, İsviçre yurttaşlığına geçişlerin kolaylaştırılmasıyla İsviçre’nin büyük bir yabancı göç akınına uğrayacağını dillendirirken, bu kampanyada, "İslamiyet geliyor ” tehdidini de baş motif olarak kullandı.

 

 Bu sonuçtan sonra, Federal Başsavcı Hans Mauer, yabancılara yönelik saldırıların arttığına dikkat çekerek “bu konuda çok sayıda şikayet ve suç duyurusu aldık” açıklamasını yaptı. Bu açıklamadan sonra, milletvekilleri ve sol çevreler tarafından, Christoph Blocher`in koltuğunda bulunduğu, Adalet Bakanlığı`na yabancı düşmanı eğilimlere karşı sert önlemler alma çağrısı yapıldı.

Halkoylamasında reddedilen yasaların getireceği belli başlı yenilikler şöyle idi:

-Yabancı kökenli gençlerin İsviçre genelinde uygulamaya konacak işlemlerle kolaylaştırılmış yurttaşlık yasasından yararlanması;

-14 -24 yaş arasındaki gençlerden, zorunlu eğitim yıllarının en az beş yılını İsviçre okullarında okumuş olanların, oturum hakkına sahiplerse, kolaylaştırılmış yurttaşlık yasasından faydalanabilmeleri;

-Üçüncü kuşak çocukların, anne ya da babalarından biri İsviçre’de doğmuş ya da yetişmişlerse, doğrudan İsviçre vatandaşlığına alınabilmeleri.

200 bin den fazla üyeye sahip, İsviçre’nin en güçlü sendikalarından biri olan, GBI-UNIA`nun Migrasyon ve Entegrasyon Komisyonu sorumlusu Vanya Alleva ile son dönem İsviçre gündeminde yer alan yabancı karşıtı gelişmeleri konu alan bir söyleşi gerceklesitirdik.

 

Eylül ayı içerisinde gerçekleştirilen ve İsviçre’de yasayan yabancıların vatandaşlığa geçebilmelerine kolaylık sağlayan halk oylamasının sonuçları, son dönemlerde artış gösteren bir sağ eğiliminin geliştiğinin acık ifadesi. Bu durumu neye bağlıyorsunuz?

Son yapılan vatandaşlığa ilişkin referandumda, sağ kesim tarafından gerçekleştirilen kampanyalarda kullanılan yabancı düşmanlığını açıkça dile getiren temalar, İsviçre’de yaşayan yabancıları oldukça rencide etti. Ancak sonucu tamamı ile bu propagandaya bağlamıyorum ben. Bana göre bu seçimlerde “yabancılara hayır “ için kullanılan oylar faşizan sağın değil. Bunu zannetmiyorum. Altında tabii ki aşırı sağcılar var ama bunlar küçük miktarlarda..Ancak yabancılar, “kötü,suçlu,tehlikeli,kültürsüz “ türü  söylemlerle, rencide edildi..İslam dini ve bu dine ait olanların bu propagandalarda aşırı kullanılması  oylama sonucunun bu şekilde çıkmasında etken oldu.

 

Bu güvensizlik tamamı ile yabancılardan kaynaklı değil,bu oylamada « hayır» diyenlerin korkuları vardı. Bu durum sosyal nedenlerden kaynaklı. Şu an İsviçre’de iş yaşamında, iş eğitiminden sonraki aşamada iş bulma zorlukları var. Bu durum fakirlik artışına sebep oluyor. İnsanlar, tüm zamanlarını çalışarak geçirmek zorunda kalıyorlar. Bu durum ise sosyal güvensizliğe neden oluyor..Bu korkular yabancı düşmanlığı seklinde seslendirildiğinde ,bu temayı kullanan partiler için prim oluyor. Söylemlerinde yabancilari sucluyorlar,ancak buna sebep olan baska problemler de var.Isyerlerinin ve sosyal yerlerin kapanmasi bütün bunlarin ana nedeni sayilabilir.

 

Mültecilere yönelimleri nasıl degerlendiriyorsunuz?

Mülteci yasaları yenilendi..Parlamentoda tartisildi,bunlarin gündeme gelmesi C.Blocher in yönetime girmesi ile gözle görülür bir artis gösterdi..Mültecilere yönelik yardimlarin kesilmesi,calisma izinin kaldirilmasi gibi konular geldi gündeme.

 

Kimisi hakkında herhangi bir karar verilemeyecekse sokakta kalacaklar,parasız ve korumasız bırakılacaklar. Bu büyük bir problem, mülteciler için ağır bir sorun. Bu konuya dair tepkimiz oldu ancak, etkimiz çok az oldu. Bizim gibi kilesellerden ve yardim kurumlarından da tepki geldi. Bu konuda bir mücadele verilmeli, buraya gelen insanlar burada kalmalı, geldikleri yere gönderilmemeli. Bunlar Blocher in politikalarından kaynaklı olan şeyler. Bu konuda alınan kararlar Parlamentodan değil, Blocher `in başında olduğu, birimlerden kaynaklı.

 

Kağıtsızların sorunu, oturumu olmayanlar, hareket alanı daraltılan kesimlere yönelik düzenlemeler yapılmalı, ayarlanmalı. Sağlık sigortası, eğitim, ücret artısı konuları önemli.

 

  Artan Yabancı düşmanlığına  karsı ne gibi önlemler alınmalı sizce?

Bu yabancılara yönelik bu sertlik maaşlar ve ödemelerle paralel sayılabilir. Son dönemlerde İsviçre’de bir çok insan oldukça fakir bir duruma düştü. Buna önlem belki de iyi bir maaş ve yeni iş yerlerinin açılması.

Ayrıca, gerçekleştirilen  son halk oylamasında, gençlerin uyumu ve vatandaşlığa geçişlerini kolaylaştırılması kabul edilmedi. Biz bunu kabul etmiyoruz. Bu konuda Blocher’a ve uygulamalarına karşı farklı aktivitelerimiz var.

Ancak bir hareket değil, geniş bir koordine yok ama bu konuda çalışmalarımız sürüyor. Yabancı karşıtı politikalara karşı ne yapmalı? Bunu ortaya koymamız gerekir. Kağıtsızlara, illegal olanlara, işten çıkarmalara karşı çalışmalarımız var. Bu çalışmada temel sloganımız “Ohne uns geht nichts“(Bizsiz olmaz). Bu element sadece Blocher’a yönelik bir slogan değil. Ayrıca Migrasyonpolitik e, suç ve suçluluk kavramına ve yabancılar yasasına yöneliktir. Bunu tartışmalıyız.

 

Ohne uns geht nichts ( Bizsiz olmaz) oluşumunu açıklayabilir misiniz?

Bu oluşum içerisinde 200 den fazla organizasyon var.Hakların koruma altında olması için bizsiz olmaz dedik. Bu oluşum içerisinde aşağı yukarı bütün nosyonlardan temsilciler var.Amacımız  parlamenterleri sağduyuya ve insani değerlere bağlı düşünmeye davet etmek, ve bu konuda halkın da dikkatini çekmek.

Gerçekler çarpıtılarak, yabancılar sürekli hedef gösterilmektedir.Bizce bunun  hiçbir mantıki ya da haklı yanı yok.

Koordinasyon`un bazı talepleri söyle :

- Avrupa Birliği’ne üye olan ve olmayan ülke vatandaşları arasındaki her türlü ve farklı uygulamaların kaldırılması

- Çalışmak isteyen göçmenlere bulundukları konuma göre, bütün iş alanlarının açık olması.

   - İşsizlik, malulen emeklilik, sosyal yardım, ayrı yaşama, boşanma ve emeklilik gibi durumlarda İsviçre’de kalma hakkının garanti altına alınması;

- Göçmenleri sanık yerine koyan ceza kanunlarının kaldırılması ve oturma izinleri ellerinden alınanların, mültecilerin ve onlara yardımcı olanların kovuşturmaya maruz kalmaması.

 - İltica talepleri değerlendirilirken, İsviçre’ye geliş yolu ya da yolculuk belgesinin dikkate alınmaması.

 

İsviçre için yabancıların uyum programı nasıl bir öneme sahip?

Bilindiği üzere İsviçre’de son dönemlerde sağ yönelim artış gösterdi. Migrasyon politikalarını, tehlikeli bir şekilde gelişen yabancı düşmanlığına ya da yabancı karşıtlığına karşı önlem olarak düşünüyoruz. Bu konuyu  merkezde birinci sorun olarak ele aldik.Sendika bünyesindeki yabanci üyelerimiz icin önemli bir konu. Bu kapsamda is yasami ve calismaya dair integrasyon projelerimiz  var. Gelişen yabancı düşmanlığı tehlikesine karsı mücadele çok önemli..

 

Uzun süren bir uyum programı gerek.Uyum konusunu,yabancı karşıtları, malzeme olarak kullanmaktalar.Ancak burada yaşayan yabancılar buna hemen olumlu tepki veremez, bunu için biraz zaman gerekir. Bir aramalık önemli.Yugoslavya savaşı döneminde farklı uluslardan bir çok insan GBI içinde beraber çalıştılar.Eskiden sorunlu idi ancak Sırp, Kosova, Alban, Hırvat gibi farklı etnik yapılar bir arada çalışıyorlar artık.

Parlamentoda kabul edilen yabancılara yönelik yasal değişiklerden sonra Avrupa Birliği üyesi ülkeleri  ile Avrupa Birliği dışındaki ülkelerin dışından gelen insanlar arsında bir ayrışma yaratıldı. Göçmenler yasa ile geldikleri ülkelere göre sınıflandırılmaktadır. Yugoslav, İspanyol, Portekiz, Türk, Kürt, Sirilanka gibi Avrupa Birliği dışından  gelenlere kolay kolay iş verilmiyor, çalışma izinleri konusunda zorluklar çıkarılıyor.Bu uygulamalar güvensizlik ve kaygı yaratmaktadır.

 

Schengen vizesi konusunda bazı çalışmalarınız vardı. Çalışmalarınızın boyutunu açıklayabilir misiniz?

Bizce İnsanlar vize ye gereksinim duymadan gezebilmeli,hareket edebilmeli.EU su anda bu konuyu çözmeye çalışıyor, çalışmalarımızı yoğunlaştırdık,devam edeceğiz.

1999 dan bu yana  bunun mücadelesini veriyoruz. Şu anda İsviçre ile AB arasında Schengen görüşmeleri var. Sendika olarak yabancıların haklarının da gözetilmesi gerektiğini düşünüyoruz, bunun için baskı yapıyoruz. Çalışmalarımızı son 1 yılda daha da yoğunlaştırdık. Yine parlamentoda kabul edilen EU ile EU dışı ülkelerinden gelenler arasındaki ayrışıma yönelik çalışmalarımız var.

 

Türkiyeli ve Kürdistanların etkinliklerinize katilim boyutu nedir?

Biz çalışmalarımızda her kesime açığız,Türkiyeli ve Kürdistanlı geniş bir üye potansiyelimiz var.Birlikte çalışmak istiyoruz.Sendikamız ile Kürdistanlı organizasyon ya da kurumlarla ilişkimiz o kadar da gelişmiş değil,ancak geniş bir genç potansiyeli var ve bu potansiyel oldukça politik bir birikim ve yaptırıma sahip. Kürt kurumlarından  çalışmalarımıza destek sunmalarını bekliyoruz..Türkçe  dokümanlarımız  var ancak Kürtçe dokümanlarımız eksik: Kürtçe'yi yaptığımız eylemliliklere dair çalışmalarda ve duyurularda, yani  birçok yerde kullanmak istiyoruz .Ancak çeviri yapılamaması nedeniyle kullanamıyoruz.Bu konuda Kürtçe dilini bilen ve kullananların  desteğine ihtiyacımız var.Sendika bünyemizde kullanılan diğer diller gibi Kürtçe'nin de geçerli bir dil olması gerekiyor.

 

Son olarak belirtmek istediğiniz herhangi bir şey var mı?

Sendikalar, göçmenlere, bu toplum içindeki toplumsal, sosyal, kültürel olaylara katılabilmek ,gelişmelere müdahale edebilmek , beraberce şekillendirmek için bir imkan sunuyor. Bu kapsamda, sendika olarak, bu imkanlardan yararlanabilmeleri için, göçmenleri  sendikalarla birlikte çalışmaya çağırıyoruz.