Şiddet

 

Adar Mamosta

27.10.2005

İki gündür Malatya'daki olaylarla kalkıp, oturuyoruz. Çocuklara uygulanan şiddeti nefretle kınıyoruz.

Peki şiddet nedir? Kaça ayrılır? Sınıflandırılır mı?Bu soruların cevaplarını günlük yaşantımızda bulmak kolaydır. Mesela güçlünün güçsüze uyguladığı kaba veya sözlü saldırıdır, denebilir. Fiziki şiddet, sözü şiddet, cinsel şiddet vs sınıflandırılabilirde.

Peki şiddeti kim ya da kimler uygular? Şiddetin kültürel ya da geleneksel bir alt yapısı var mı? Toplum tarihine baktığımızda şiddet her zaman olmuştur. Egemen olma savaşının aracı ve yöntemi şiddet olarak görülmüştür. Doğada da bu böyledir. Hayvanlara baktığımızda birinin yaşamı bir başkasının ölümüne bağlıdır.

Günümüzde insanlığın geldiği süreci uygarlaşma süreci olarak tanımlıyoruz. İnsanlığın uygarlaşma süreci belli ki sancılı ve daha uzun süreceğe benziyor. Demek ki insanlık henüz süreci tamamlayamamış. Bu süreç ne zaman biter? Bence zor ve cevapları çok olan bir soru. Kimi sosyologlar insanı kültürel bir varlık olarak görürler. Kıyaslamayı da hayvanlarla yaparlar. Peki buna göre insanlık kültürleşmiş mi(uygarlaşmış mı)? Dünyada ve ülkemizde gelişen olaylara baktığımızda insanlığın uygarlaşmadığını dolayısıyla şiddeti halen egemenliğin bir aracı olarak görmeye devam ettiğini görüyoruz.

Günlük hayatımıza şiddetin her türlüsüyle karşılaşmak ya da yaşamak mümkündür. Mesela tramvaya binerseniz ve doluysa önden ''yürüsene kardeşim'', arabanızla trafiğe çıkarsınız, siz trafik kurallarına uymaya çalışırsınız kırmızı ışıkta durursunuz, sarı ışık yanar yanmaz korna sesleriyle irkilirsiniz. Evde erkek egemen olduğu için kadına fiziksel, sözlü, cinsel şiddet uygulamak neredeyse günlük hayatın bir kuralı haline gelmiştir. Çocuğa şiddet uygulamak toplumumuzda sıradanlaşmıştır.

Şiddete en çok maruz kalanlar kadınlar ve çocuklardır. Kadın sokakta rahat gezemez. Her an sözlü ve cinsel tacize uğrama tehlikesi ile karşı karşıyadır. Çocuklar okulda, evde, sokakta, işyerinde sürekli şiddetle karşı karşıyadır.

Şiddet sadece kaba güç olarak algılanmamalıdır. Sesini yükselterek konuşmak bile şiddettir.

Demokrasiden, insan haklarından, haktan hukuktan, saygıdan nasibini almamış toplumlarda şiddet daha fazla görülmektedir. Devlet kendine biat etmenin yöntemi olarak şiddeti görür. Haktan, hukuktan anlamaz. Öyle bir geleneği, kültürü yoktur. Okullarda şiddet halen terbiye aracı olarak görülmektedir. Askeri kışlalarda şiddet bir araçtır.

Malatya'da görülen ya da yansıyan olgu başka başka yerlerde sürekli yaşanmaktadır.

Belki bu yazının içeriğine uymayacak ama yine de belirtmekte fayda görüyorum. Mazlumun(halklar, kadınlar, dinsel gruplar,vs) kendi hakkını ararken uyguladığı şiddet meşru mudur? Ölçüsü nedir? Yöntemi nedir? Şu anda şiddet karşıyken güç bize geçtiği zaman aynı duyarlılığı gösterecek miyiz?

 

 

Bigire - Kapat