HASÊ HAMÊ ve KESİKKÖPRÜ
"O dönem, Hasê Hame, otoritesiyle, dürüst kişiliğiyle bilinen, iri yapılı ve cesur biridir. Aşiret büyükleri, tahsildarın bu isteğini ve verecekleri kadını Hase Hameye aktarırlar. Hase Hame hiç inisiyatifini bozmadan şu cevabı vermiştir aşiret büyüklerine;..."
HESÊ
HAMÊ ve KESİKKÖPRÜ
"O
dönem, Hasê Hame, otoritesiyle, dürüst kişiliğiyle bilinen, iri yapılı
ve cesur biridir. Aşiret büyükleri, tahsildarın bu isteğini ve
verecekleri kadını Hase Hameye aktarırlar. Hase Hame hiç
inisiyatifini bozmadan şu cevabı vermiştir aşiret büyüklerine;..."
Hazırlayanlar
Mehmet
Bıçakcı ve Uskê Cîmîk
24.08.2004
Burada
öncelikle Değerli büyüğüm Hesê Keçeye (Hasan Polat)
Babaannem Gulê Hûsîn, sevgili babam Sait Bıçakcıya
bu çalışmama vermiş oldukları katkıdan dolayı teşekkür
ederim...(Mehmet Bıçakçı)
Xelikanlıların
ne zaman, nereden, ve ilk yerleşim yerleri neresedir? sorusu yıllardır
tarihçilerin araştırma konusu olmuş, onlarca araştırma
yapılmış, ve hala bu
soruların cevabı net olarak bulunmamış.
Xelikanlıların
yazılı tarihi olmadığından dolayı sözlü tarihe
niçin önem vermemiz gerektiğini aktaracağım bu olayla ne kadar
önemli olduğunu sizlerde göreceksiniz. Babamın bana anlattığı
bu olaya geçmeden önce benim sizlerden bizimle ilgili anlatılan her
şeyin bir değer olduğunu, sözlü tarihimizi derlemenin ve yazılı
hale getirmenin gerekliliğini unutmamak olacaktır...Bir masal, bir türkü,
bir mizah, bir destan, bir hikaye, yaşanmış bir olay bizi anlatır
ve anlatılan her şey bizim tarihimizdir...
Yol
Haritası
Bugüne
kadar yapılan araştırmalarda, belgelere dayanarak Xelikan aşiretinin
bir yol haritasını (Sürgün Hattı) elimizde var olan yazılı
belgeler ve sözlü anlatımlara dayanarak çizdik...
1677-
Reşiyan Aşireti, Adıyaman-Besni İlçesine sürgün
edinmeleri. (Osmanlı Tahrir Defteri)
1688-
Müfettiş Paşa ve Hısn-ı Mansur (Adıyaman) kadısı
tarafından Reşiyanlar bu bölgeden sürgün edilir. (Osmanlı
Tahrir Defteri)
1696-
Antep Pancarlı yakınlarında çıkan çatışmada Reşiyan
Aşireti, Osmanlı ve derbentçiler tarafından çoğu
katledilir. Katliamın geçtiği bölgeye bugün bile halk tarafından
Kabir Gediği, Rişwan Gediği diye anılır. (Cilt
129.Sayfa 23.Tarih :Muharrem 1108 -Ağustos 1696)
1730-40
Tarihinde Antep ve Suriye'nin Kürt dağlarından sürgün edilen
Reşwan aşireti, Sivas'ın Divriği ilçesine yerleşir.
Yerleşik halkla yaşanan sorunlar nedeniyle, Osmanlı İmparatorluğu'na
şikayet edilen aşiretin bir kısmı, Adıyaman ve Malatya
yöresine tekrar gönderilir. Bir kısmı ise, Kırşehir,
Yozgat ve Sivas bölgelerinde kalır. (Aydın Bolkan-Özgür Politika
Gazetesi)
1750
1800 Reşwan Aşireti, Yozgat-Sivas bölgesine Osmanlılar tarafından
derbentçi-korucu olarak atanan Çapanoğulları tarafından sürgüne
tabii tutulur, ve çoğu Ankara-Haymana bölgeleri ise sürgün edilir.
1800-1820 Xelikan aşireti Haymana-Ayaş bölgesine yerleşirler (Haymana, o dönem Kürtlerin merkezi sayılırdı)

Ankara-Ayaş
E.
M Noelin günlüğünde yazdıklarına bakalım:
"Reşvanlar
1850`lerde kışı Besni (Adıyaman)de geçiriyor, yazın
ise sürüleri ile birlikte Haymana yaylalarına çıkıyorlar. Bu dönemde
Türklerin (Osmanlının) müdahalesi sonucu aşiret bölünmüş,
bir kısmı Haymana`da kalmıştır. (Vahit
Duran-Birnebun Dergisi)
1820-1830
Osmanlının baskılarından dolayı Aşiretin
bir kısmı Adıyaman-Besni Bölgesine göç eder.(Kesik köprü
olayı)
1845-50
Xelikan Aşiretinin bir kısmının Karacadağdan (Xelkê
Qarecedax - Xelîkê Jor) ayrılışı
1850-55
Karacadağdan ayrılan Aşiretin bir kısmı önce
Cihanbeyli ilçesine (şimdiki pancar dairesinin bulunduğu alan) daha
sonra Gölyazıya (Xelkê Dondurma - Xelîkê Jêr) yerleşiyor.
1870-75 Gölyazıdan Aşiretin bir kısmı Yapalıya (Xelkê Qemero) yerleşiyor
Kesikköprü
Bu
köprü, Ankara Bala ilçesine bağlı Kesıka (Kesikköprü)Kesikköprü
köyündedir. Selçuklular zamanında yapılan köprü, Kızılırmak
üzerinde olup, hâlan Niğde, Adana ve Konya illerine ulaşımı
sağlamaktadır. 1251 Yılında yapılan köprü, birbirine
yakın sivri kemerli 13 gözden oluşuyor. Her iki yanında geniş
taş korkuluklar bulunuyor. Uzunluğu 326.35 m. Eni 4.95 m.dir.
Xelikan
Aşiretinin Orta Anadoludan tekrar Adıyaman Besnî bölgesine
gitmelerine sebep olan olayın tarihi bilinmese de tahmini olarak 1820-30 yıllarına
denk gelmektedir.
Xelikan
Aşiretinin dönüşüne
sebep olan dedemin dedesi Hasê Hamêdir. Dedem 1921 doğumlu olduğuna
göre kaba bir hesapla, bu olay 1820li yıllara denk düşmektedir.
Tahsildar
Mehmet Efendi
Bilindiği
gibi, Osmanlılar, köylüden aşur vergisi almakta
idi ve vergiyi de o dönemin
bölge beyleri tahsildar sıfatıyla toplamaktadır. Tahsildar,
yılda bir defa köyleri ziyaret eden, sahip oldukları hayvan sayısı
veya arazi başına vergi tahsil eden kişilerdir.
Despotluklarıyla da tanınan
bu kişiler, her gittikleri beldede sınırsız istekleriyle,
halka eziyet çektiren zalimlikleriyle de bilinmektedirler.
Şu
an Aksaraya bağlı Eşmekaya Beldesinde oturan Atçeken oymağından
Mehmet Efendi, o dönem Xelikanlıların da içinde bulunduğu 12 mıntıkanın
tahsildarlığını yapmaktadır.
Tahsildar Mehmet Efendi, o yıl vergileri toplamak için Xelikanlıların
bulunuduğu bölgeye gelir. Ulaşım güç olduğundan,
tahsildarlar her gittiği köyde bir iki gece konaklıyorlarmış.
Tahsildar Mehmet efendi de Xelikanlıların bulunduğu bölgeye (Haymana
Ayaş) da bir gece konaklar.
Tahsildarlara,
her türlü ikram ve misafirperverliğin dışında tabiilik gösterilmesi
gerekir. Zira, hem bulundukları bölgenin en büyük mülki amiri; hem de
devletin parasını elinde bulunduran güç odağıdır.
Tahsildar,
köy odasında ağırlanır,
her türlü ikramı yerine getirilir. Tahsildarın her gittiği
beldede gelenek haline getirdiği bir isteği vardır; kendisine
gece boyunca eşlik edecek bir kadın. Mehmet Efendi, gece bir kadın
odaya getirilmesi için aşiretin illeri gelenlerine emir verir...
Xelikan
aşiret büyükleri, tahsildarın bu isteği karşısında
şaşırmış, ve ne yapacaklarını bilmezler... Bu
istek yerine getirilmediği taktirde ise de başlarına ne
geleceklerini bildikleri için, kimsesiz, sahipsiz bir kızı tahsildara
vermeyi kabul ederler. Aşo Zade adında kimsesiz bir kadını
vermeyi kabul eden aşiret büyükleri, biz Hasê Hame nin onayını
almadık, acaba o ne der düşüncesiyle Hasê Hameye danışırlar.
O
dönem, Hasê Hame, otoritesiyle, dürüst kişiliğiyle bilinen, iri
yapılı ve cesur biridir. Aşiret büyükleri, tahsildarın bu
isteğini ve verecekleri kadını Hase Hameye aktarırlar.
Hase Hame hiç inisiyatifini bozmadan şu cevabı vermiştir aşiret
büyüklerine; Aşiret kızı olduktan sonra, ha kendi eşiniz,
ha kendi kızınız ile
Aşo Zadenin arasında ne fark var, beylerder. Hasê Hame biraz
düşündükten sonra, Siz evlerinize gidin, rahat uyuyun, o kızı
da götürmeyin, ben bu işi kendi yöntemlerimle hal ederim demiş.
Gece
tahsildarın bulunduğu odaya girmek için o dönem tedbir-i kıyafet
giymek gerekir idi. Ayrıca tahsildarın silahlı adamları da
vardı. Kaba kuvvetle bu işin çözülemeyeceğini bilen Hase Hame,
tahsildarın odasına girebilmek için kadın elbiselerini temin
edip gece tahsildarın bulunduğu odaya girer.
Tahsildarın
silahlı yardımcıları kadın kıyafeti giymiş, süslü
püslü Hase Hameyi tahsildarın bulunduğu odaya alırlar.
Tahsildar
yatağında sabırsızlıkla
beklemektedir.
Hase
Hame hiç ses çıkarmadan tahsildarın yatağına girer.
Tahsildarı belinden kavrayıp, Önünde beklerken, arkanda buldun
der. O gece tahsildar ve yardımcıları
Hasê Hame tarafından dövülüp apar topar o gece bölgeden ayrılır...
Bu
olayı duyan Aşiret büyükleri, bir araya gelir, tahsildar Mehmet
Efendinin yapacağı zorbalığı tartışırlar.
Ve aşiret büyükleri Adıyamanın Besni ilçesine tekrar
gitmeye karar verir.
Xelikan
aşireti yola koyulur. Günler sonra Kesik köprüye geldiklerinde ise
Mehmet Efendi ve silahlı adamaları yola pusu kurmuşlardır.
Xelikan
Aşireti bu çatışmada 40-50 zayiat verdiği söylenir. Aşiretin
bir bölümü Adıyaman-Besni yoluna devam eder, geri kalanları ise
şimdiki Karacadağ beldesinin bulunduğu bölgeye yerleşir.
Burada aşiretin bir kısmı ayrılarak şu an Cihanbeyli
pancar dairesinin olduğu bölgeye yerleşiyor.
Ve
daha sonra 1850-60 yıllarında ise şimdiki bulundukları Gölyazıya
yerleşirler...