Karanfil Ek Göğsüme /tîlîlî 

..Yöreden oraya, aşiret göçünün son halkasıdır Koca Ana’nın göçü. Özlemi, terkedilen yurda akan bir göçtür. Bir hüzün göçüdür.  ..

 

 Abdullah Karabağ

26.06.2007, xelkedondurma.com

 

Bir ak saçlı kadının onur göçüdür: Konya Ovası’na... Cihanbeyli’ye... Belki de Ankara Haymana’sına...
Büyük bir çadır gibi bir incir ağacı; köküyle, dalıyla, yaprağıyla, çekirdeğiyle, çöpüyle asılmış toprağına. Öylesine sevmiş ki yerini, değil göçmeyi, yerinden bile kıpırdamaz: 

Karanfil Ek Göğsüme /tîlîlî

...............................
Taflan dudaklı salyangoz ağızlardan dışarıya, inci çiçeğince kabarcıklar çıkar, söner. Onlarca gözden kaynar. Uçarı kumun kristal güzeli taneleri suyun yüzeyine yetişmez. Periyodik sıçramalardan sonra gözlerin çevresine savrulur, daha ağırları ise tekrar içlerine düşerler. İçme suyun yüzeyi havayla sürtüşmez âdeta birleşir. Kamışlığın aşk tanrıçası kumru, yazlık yuvasında sakin sakin uyur. Yeşil mi yeşil bir kurbağa, çalışkan ve uyanık gözcüdür sazlığa. Her seferinde ağzında ufacık bir şeytanok. Güzergâhı; nilüfer yapraklarından oluşan yüzer, yaylanır basamaklı uzunca bir merdivendir. Yapraktan yaprağa ve mezarlığa... Mezarlığa varıp da ne yapacak demeye gerek var mı, kaşlı yüzüklere kumrulu oturtmalar yaptıracak! Uzun zamadan beri tezgâhlar işlevsiz, araç ve gereçler paslanmıştır. Usta zanaatçılar mezarlıkta... Baş ustanın mezar taşları kaya kesmesinden biçilmiş, seçilmiş de biçilmiş. Kabartmalıdır mezar taşı: Başı sarıklı, kuşağı gümüş kamalı... İşçi kurbağaların işi, salyangoz kabuğu taşımaktır mezarlığa! Nilüferler, bu işin bilmecesini çözemezler... 

Suda yeşirir, suda çürürler.
Geçen zamanın gezen hazinesi dile gelen anlatılardır. Yöreye ilişkin söylencenin başlıca konusu: Bir Mele Xelîl hüküm sürermiş Warê Pakspiyê’de. Kavim hısım göçüdür. Kalkar, döner. Warê Eşkosiyê, Warê Xecê... komşu yurtluklardır. Oba tapusuna kayıtlıdır koca dağ yamacıyla. Çaviyê’nın, Bêlang’ın tamamı ve Çemêreş’ın öte yakasında, kadastro öncesi halaka tapulu kırk kilelik arazi sahibidir... Ve bir gün, obada vakit donar: Mele Xelîl terki dünya eyler! Ocak sürdürücü, oba şenlendirici oğullar, kızlar... bırakır. Kara bir yazının ahı mıdır; bir senede yedi erkek kardeş toprağa verilir! Artık dirlik kırılmıştır, düzen bozulmuştur. Denilir ki bu yurt lânetlenmiştir. Komşu köyleri Boşka’ya talih zamanında gülmüş... İleri gelen erleri silahlanır. Böşkenli Mele oğlu Sarı Hasan’a kız kaçırılır yiğitsiz kalan obadan. Paksîpîli Koca Ana, bilen anadır; yüreği yanan anadır, henüz yaslıdır, erkeksizdir. Bir yas karasını da dağda çalı kırarken zorla kaldırılan kızı için sarar. Uzun sürmez; çadırlar sökülür, yükler yüklenir. Küçük bir göçtür Anadolu’ya nice başka göçler sonrasından... Yöreden oraya, aşiret göçünün son halkasıdır Koca Ana’nın göçü. Özlemi, terkedilen yurda akan bir göçtür. Bir hüzün göçüdür. Bir ak saçlı kadının onur göçüdür: Konya Ovası’na... Cihanbeyli’ye... Belki de Ankara Haymana’sına...


Büyük bir çadır gibi bir incir ağacı; köküyle, dalıyla, yaprağıyla, çekirdeğiyle, çöpüyle asılmış toprağına. Öylesine sevmiş ki yerini, değil göçmeyi, yerinden bile kıpırdamaz: Kerika Mamê Budê! Daha bir köklenir, daha bir büklenir göçten sonra. Yurtluk toprağı Bêlang’ı sahiplenir. Ta ki kulaklı pulluklu traktör, damarını geçirinceye kadar!
..............................

Abdullah Karabağ
(Karanfil Ek Göğsüme/tîlîlî
roman(nesirsel şiir)'dan bir
alıntı, bölüm: 16)                                                               

 

Bigire