Suda yeşirir, suda çürürler.
Geçen zamanın gezen hazinesi dile gelen anlatılardır. Yöreye
ilişkin söylencenin başlıca konusu: Bir Mele Xelîl hüküm
sürermiş Warê Pakspiyêde. Kavim hısım göçüdür.
Kalkar, döner. Warê Eşkosiyê, Warê Xecê... komşu
yurtluklardır. Oba tapusuna kayıtlıdır koca dağ
yamacıyla. Çaviyênın, Bêlangın tamamı ve Çemêreşın
öte yakasında, kadastro öncesi halaka tapulu kırk kilelik
arazi sahibidir... Ve bir gün, obada vakit donar: Mele Xelîl terki dünya
eyler! Ocak sürdürücü, oba şenlendirici oğullar, kızlar...
bırakır. Kara bir yazının ahı mıdır;
bir senede yedi erkek kardeş toprağa verilir! Artık dirlik
kırılmıştır, düzen bozulmuştur. Denilir ki
bu yurt lânetlenmiştir. Komşu köyleri Boşkaya talih
zamanında gülmüş... İleri gelen erleri silahlanır. Böşkenli
Mele oğlu Sarı Hasana kız kaçırılır yiğitsiz
kalan obadan. Paksîpîli Koca Ana, bilen anadır; yüreği yanan
anadır, henüz yaslıdır, erkeksizdir. Bir yas karasını
da dağda çalı kırarken zorla kaldırılan kızı
için sarar. Uzun sürmez; çadırlar sökülür, yükler yüklenir. Küçük
bir göçtür Anadoluya nice başka göçler sonrasından... Yöreden
oraya, aşiret göçünün son halkasıdır Koca Ananın
göçü. Özlemi, terkedilen yurda akan bir göçtür. Bir hüzün göçüdür.
Bir ak saçlı kadının onur göçüdür: Konya Ovasına...
Cihanbeyliye... Belki de Ankara Haymanasına...
Büyük bir çadır gibi bir incir ağacı; köküyle, dalıyla,
yaprağıyla, çekirdeğiyle, çöpüyle asılmış
toprağına. Öylesine sevmiş ki yerini, değil göçmeyi,
yerinden bile kıpırdamaz: Kerika Mamê Budê! Daha bir köklenir,
daha bir büklenir göçten sonra. Yurtluk toprağı Bêlangı
sahiplenir. Ta ki kulaklı pulluklu traktör, damarını geçirinceye
kadar!
..............................
Abdullah Karabağ
(Karanfil Ek Göğsüme/tîlîlî
roman(nesirsel şiir)'dan bir
alıntı, bölüm: 16)